Görkemli ağaç (Lale ağacı) – Milliyet Vitrin

13 June 1998  | Kategori: Yazilarim

Bu hafta sizlere çok sevdiğim manolya ailesinden güzel bir ağacı tanıtmak istiyorum.
İsmi Lale ağacı (Liriodendron Tulipifera). Bu ağaç çamlar dışında, yaprağını döken ağaçların en uzun olanı. Doğada 60 metreye kadar büyümüş 300 yıllık lale ağaçları varmış. Lale ağacı Türkiye’de pek tanınmıyor. Yurtdışında da eski saray ya da katedral bahçelerinde en yaşlıları örneklerine rastlayabilirsiniz. Genç örnekleri uzun zamandır pek yoktu. Son 5 – 6 senedir popülerliğini artırıyor.

lale A Çok tipik yaprakları başka hiçbir ağaçınkine benzemez. Yeşil yaprakların alacalı türü, bir de ağacın dikili taş gibi dimdik büyüyen iki değişik türü sonradan üretilmiştir.

Lale ağacı piramit şekliyle toprağını, ortamını sevdiği zaman kısa zamanda hızla gelişebilir. Bahçeniz büyükse, ilkbaharda gelişme zamanında bol yağmur alıyorsa ya da toprağı suyu geçirgen ama hafif rutubetliyse bu bitkiyle ilgilenmelisiniz. Asla küçük bahçelere önermem. Amerika’da, Avrupa’da park ve yol bitkisi olarak kullanılıyor.

Pek hastalanmaz. Sadece doğal şartlar etki edebilir. Lale ağacının açık yeşil çıkan tipik yaprakları sonbaharda dökülürken altın sarısı renge dönüşür. Bu tip bahçelere meraklıysanız lale ağacını şiddetle sarı renk için tavsiye ederim. Zaten anavatanı Güney Amerika’da bu tip bitkilerle beraber büyür. Sığla, yaprağını döken taksodiumlar, kırmızı ya da şeker akağaçları bu bitkiyle beraber görülebilir. Ağaç gölgeyi pek sevmez. Tepesi, yaprakları daima açıklıkta, bol güneşte olmalıdır. Clematis sarmaşıkları gibi kökler bir şekilde korunup gölgelendirilmelidir. Dibi asla çapalanmaz! Büyüyen alt dalları kesin.

Lale ağacı tam Türk bahçıvanlarına göre. Altı kestikçe boya gidiyor. Küçük fideler 2.5 metrelik temiz bir gövde yapana kadar her sene şekillendirilmelidir. Ben budanmayan kolon şeklindekileri daha çok seviyorum. Hem daha çok yaprak görüyorum hem de çiçek. Bu arada lale büyüklüğündeki açık yeşil mükemmel çiçekler en azından 20 yıl sonra çiçek açabilir. (Tavsiyem bütçenizin el verdiğince yaşlı, boylu bitkiyi alın, ben bu kadar bekleyemem!)

LaleA

Lale ağacı çiçeklerinden sonra oluşan tahta görünümlü komik kozalaklarından çıkan kanatlı tohumlarıyla yetiştirilebilir. İster doğal, ister ağustos ayında elinizle dikim yapıp fideler elde edebilirsiniz. Çiçekleri arıları çeker. Bal yapımı için çok zengin bir kaynaktır. Ağacın odunu açık yeşil olup gelişmiş gövdesi marangozlukta (inşaat işçiliğinde, ev eşyalarında ve özellikle gemi yapımında) kullanılmaktadır.

Piyasada 1.5 – 2 metreliği 7.5 milyondan başlayor. Bunun yanında 57 milyona 5 metrelik lale ağaçlarına da rastlayabilirsiniz. Dikimde bol yaprak çürüğü, at gübresi, kum toprağı karıştırıp harmanlayın, sulamayı ihmal etmeyin. Arada bir kökleri kontrol edin. Fazla su birikimi de lale ağacını öldürebilir. Böyle durumda yapay drenajlar yapın.

Murat Pilevneli.


3 adet Yorum | Paylaş Stumble Upon Facebook

Dünyaya yeşil gözlükle bakın – Milliyet Vitrin

06 June 1998  | Kategori: Yazilarim

Geçen hafta iş için uçakla İzmir’e gittim. Sabah erkenden yola çıktığım için etrafı inceleyemedim. Dönüşte öğlen saatlerini seçtim ve İzmir’den İstanbul’a kadar yeri seyrederek geldim. Moralim bozuldu. Yaşam olmayan yerler dümdüz, işlenmemiş, dev şantiyeler, bitmemiş işler… Pek orman göremedim. Yer de gri duruyor. Bu hafta gazetelerde orman fakültesinden bir açıklama vardı. Çarpık kentleşme sonucu ormanlarımız hızla yok oluyor, dikilen ağaçlarla açığı kapatamıyoruz diye. Hiçbir zaman beton ormana dönüşmez. Doğal olanı bozduğunuz sürece bu böyle. İmar kanunumuz yanlış; yeşile önem vermiyor. Büyük şehire göç önlenemiyor. İstanbul o kadar büyük ki, bir ülke gibi oldu.

Tepeden inerken dikkat ettim, yamuk yumuk bitmemiş kaçak binalar, sıvası yapılmamış, boyanmamış, hatta damsız gecekondu apartmanları… Her uçuşta kendimle oyun oynuyorum turist gözüyle İstanbul nasıl diye (Bitki seven turistiz ya!) Ben olsam İstanbul’a uğramam. Daha tepeden moralim bozuldu bile. Japonya’da bu sorun renklerle kamuflajla çözülmüş. Binaları yeşile boyamışlar, kente kuşbakışı estetiği katmışlar.

Hollanda lalelerini tarlaya sanki kuşbakışı güzel gözüksün diye renk tonlarında dikmiş. Yabancılar bu işe önem veriyor. Belki moral için, belki doğa için. Biz ne zaman bu tür insani işlerle ilgileneceğiz? New York’a her gittiğimde insan olduğumu hatırlıyorum. İstanbul o kadar ürkütücü ki savaşmaktan bazen sıkılıyorum. Sonunda ben de vurdumduymaz olursam şaşmayın! Moral için, sağlık için doğal yeşillik şart. Dünyaya gündelik gözlüğünüzle değil, yeşil gözlükle bakın. Daha rahatlayacaksınız.

İstanbul’a 400 bin ağaç kampanyası vardı. Reklam yapıldı. 400 bin de ne? Buraya 400 milyon ağaç lazım. Bana kalsa her yere ağaç dikerim, zorla park yaparım. Bizde parkları bile bina yapmayı düşünen yöneticiler olduğu sürece işimiz zor. Düşünmesi bile feci! Geçen hafta İzmir’e bayıldım. Benim çıldırdığım manolyalar orada da gelişiyormuş. Olsun ama ben bitkileri esas merkezinde görmek isterim. Mesela palmiyeleri, begonvilleri güneyde; çamları, açelyaları Karadeniz’de gibi. Yok “İstanbul’da begonvil, Kıbrıs akasyası yetiştirdim,” diyorsanız daha baştan hiç işim olmaz!

Ben her şeyi yerinde görmek isterim. İzmir’de de tür eksikliği var. Yarı tropik bitkiler deli gibi gelişebilir ama galiba orada da pek ilgilenen yok. Arokarya çamı, Cycas palmiyeleri, Japon gülleri, plumeria ağaçları çok güzel yetişebilir. Nitekim Efes Oteli’nde girişte Arokarya çamı gördüm. Demek ki olabilir…
İşlerim pek iyi gitmedi, moralim bozulmuştu ki bir selvi her şeyi düzeltti. Havaş otobüslerinin kalktığı yerde büyük bir selvi vardı. Üzerini mor begonvil sarmış. Gidin görün yeşil ve mor bu kadar güzel nasıl olur diye…
İşte günlük hayatla ilgilenenler için ani sürpizler gerekebilir. Biz insan olduğumuza göre biraz daha insanca yaşayalım. Yaşıyorum derseniz sorun yok. Ama durumunuz benim gibiyse ilgilenmeye, etrafınızı geliştirmeye devam. Çünkü bundan başka hayat yok!

Murat Pilevneli

Yorum yaz | Paylaş Stumble Upon Facebook

← Önceki sayfa