Kızıl Amerikalı (Parthenocissus) – Milliyet Vitrin

14 November 1998  | Kategori: Yazilarim

Çocukken balkonumuzda, saksıdan yayılmış, her tarafı kaplamış sarmaşık en sevdiğim bitkilerdendi. Bir gün komşumuz itiraz etti diye, yeni boya yapılırken bitki sökülüp atıldı. Çok üzülmüştüm.

AmrSrm

Şimdi çalıştığım yerin otoparkında var (Ben diktim). Her sabah, akşam arabaya binerken seyrediyorum. Sözünü ettiğim sarmaşık Amerikan sarmaşığı. Araştırdım Türkiye’de en fazla olan cinsinin anavatanı Doğu Amerika’ymış. Belki adı bu sebeple öyle konmuş. Latince adı Parthenocissus. Bizdeki kimi peyzaj mimarları Vitis ya da Ampelopsis diye söylüyorlar, doğru, uzaktan akraba ama adı öyle değil! Sadece Parthenocissus!

Amerikan sarmaşığı özellikle sonbaharda sarıdan kırmızıya kadar renk alan yaprakları ve çok çabuk gelişen bir sarmaşık olduğu için bolca dikiliyor. Duvara yapışan kaz ayağı gibi yaprakları P. tricuspidata vantuzsuz olup sarılıcı özellikte, yaprakları 3 – 5 parçalı olan türü P. quinquefolia. Bu tür, çim alanların dışında, üzerine basılmayan alanlarda; 20 cm’e yükselebilen toprak kapatıcı, zemin örtücü gibi kullanılıyor (Begonvil gibi). En gelişmişi zaman içinde 20 – 30 metre kadar tırmanabiliyor. Şehir içindeki gri çirkin binalar Amerikan sarmaşığı sarınca güzelleşiyor, estetikçe yumuşuyor. Hava kirliliği, sıcaklık, susuzluk bitkiyi etkilemiyor.

Amerikan sarmaşığı her toprakta (tercihen biraz kuru) yetişebilir. Güneşli alanda büyüyebilir. Duvarı saracaksa, doğu ya da kuzey cepheleri en uygun alanlar. Kışın yaprağını döktüğü için her türlü hava şartına uyum sağlayabilir.

AmrSrm

Daimi yeşil hedera ile beraber dikilirse kışın boşlukları dolu durabilir. P. henryana denilen, zor bulunan vantuzlu türü alacalı yapraklıdır. Hafif gölgeli ortamlarda mucizeler yaratıyor. İlkbaharda kel gövde bordo yapraklarla bezeniyor, ardından yer yer kırmızı, yeşil, beyaz renk tonları karışıyor. Sonbahara doğru bayrak kırmızısına yakın parlak renk alıp dökülüyor. Vantuzsuz olanların sararanları da ilginç.

İlkbaharda, yaz ortasında orta karar bir gübre dışında besin istemez. Üretimi kolay. İlkbaharda, yaz ortasında bitkiden çelikler alarak geliştirebilirsiniz. Siz istemeseniz de yaz sonunda bitkinin ürettiği mavi – metalik renkli tohumlar dökülerek zaman içinde bahçenizde, saksıda karşınıza çıkabilir.

Çoğu insan yok böcek yapıyor, diğer bitkileri öldürüyor diye bu sarmaşığı sevmiyor. Ben kontrol edildiği sürece başarılı olabileceğini söylüyorum. Derin budansa bile tekrar gelişiyor. Sorun yok! Piyasada yapışkanları 150.000, vantuzsuz olanları 450.000 liradan satılıyor. Budanması, dikimi içinde bulunduğumuz zamanda ya da ilkbaharda yapılıyor (Sonbahar daha uygun).

Çok çabuk gelişiyor demiştim. Küçük bir iki yaprak 5 yılda 8 metre yükselip alan kapatabilir. Vantuzsuz olanlar telle, tahtayla desteklenirse duvara sarabilir. Ama odunu zaman içinde kalınlaşıp sorun çıkartabilir. Kalın demir parmaklıklar, ölü ağaçlar ya da selviler bu tür için en uygunu.

Murat Pilevneli.

Yorum yaz | Paylaş Stumble Upon Facebook

Sorular ve cevaplar – Milliyet Vitrin

07 November 1998  | Kategori: Yazilarim

Güneşli ama serin sonbahar günleri beraberinde renkli yaprakları da getirdi. Sonunda beklenen gösteri başladı. Haftasonlarını mümkün olduğunca ağaçlı yerlerde geçirin. Bolu, Yedigöller, Karadeniz, Yalova, Ankara şu sıralar akçağaçlarla rengarenk.

İstanbul’un ağustos sıcaklarından, susuzluğundan, kireçli toprağından nefret ediyorum. Bitki seyretmek için Karadeniz’de bir arazi almak istiyorum. Yazın Bodrum – Kaş benim için neyse, ilkbahar, sonbahar, kış için de Karadeniz’i öyle seviyorum.

Sizden gelen fakslardan birinde hep İstanbulla ilgili yazdığımdan şikayet ediliyordu. Evet, yazıyorum, burada yaşıyorum ama yazdığım bitkinin yetişme şartlarını anlatıyorum, illa burada yetişir demiyorum. Uygun olan her yerde her şey yetişebilir.

Ankara’da neler yetişir diye sorulmuştu. En güzel yapraksız, ilkbaharda açan manolyalar, Japon akçaağaçları, atkestaneleri, ginkya ağaçları olabilir. Yeterli araştırma yapmadığım için cevap veremedim. İşlerim gereği hep İstanbul’da kalmam lazım. Ben botanik dışında aslında tekstilciyim. Tekstilde boş vakit olmaz, eskiden çok kaptırmıştım, şimdi kurtulup sadece bitkilerle uğraşırsam o zaman her yeri gezip doğru bilgiler yazabilirim.

Gelen fakslardan en fazla gübreleme soruluyor. Bizde yanmış koyun gübresi dışında pek gübre tanınmıyor. Yapay gübreler dışında kimyasallar toprakta kullanılıyor. Potasyum, azot, kükürt, fosfor, nitrojen gibi. Kimyasallarla uğraşmak zor. Toprağa çok çabuk karıştıkları için, yapı değişikliği yapıp yordukları için pek tavsiye etmiyorum. Çiçek açan bitkiler için potasyum, yaprak gövde gelişimi için nitrojen, kök gelişimi için fosfor gerekli.

Çimlere özel gübre konulmalı. Gübre dışında tohum, zararlı ot öldürücü kimyasallar kullanılmalı. Ben Osmocot isimliyi kullanıyorum. Başlangıç için 19 + 26 + 5, bakım için 27 + 4 + 6, kış için toprak için 15 + 00 + 29 numaralıları kullanıyorum. Bu sayılar yukarıda belirttiğim üç elementi içeriyor. Osmocot olmazsa, başka herhangi bir marka olabilir. Karışım önemli.

Sorulan sorulardan biri de çim tohumu. Genelde dikilecek alana göre 3’lü ya da 5’li karışımlar kullanmalısınız. Tek tip tohumu bulmak, uygulamak zor. Deneyerek uzun zaman alan bir iş. Işık, sıcaklık, ortam (Deniz kenarı, rüzgarsız sıcak alan gibi) her şey çok önemli. Karışımları not edip zaman içinde kullanın. İlkbahar, sonbahar çimleri için en uygun zamandır.

Yazılarımda ormansı kara topraktan söz ediyorum. Bu merak ediliyormuş. Bahsettiğim toprak türleri içinde asitli diye bahsedilen genelde rutubetli, yumuşak bol bitki artıklı, besince zengin topraklar. Bunların PH derecesi 07 civarında. Orman toprakları, halk arasında kestane toprağı, fazallı toprak diye bilinir. Yurtdışında torf halinde olanları var. Açelyalar, kamelyalar, gardenya, manolya, mimoza gibi bitkiler bu topraktan başka toprakta zor yaşıyor. İçindeki demir serbest halde, bu sebeple yapraklar yemyeşil. Asitli topraklar dışında kireçli beyaz topraklar, killi topraklar, balçık, kuru gibi toprak türleri var. Karadeniz’de yaşama isteğime gelirsek; oralarda asitli toprak bol. Benim çıldırdığım her şey esas oralarda yetişiyor. İstanbul’da uğraşmaktan yoruluyorum. Oysa orada dik, unut gitsin!

RHS Gübre, tohum dışında da ilaçlar soruluyor. İnsana ilaç vermek gibi. Hastalığa göre pek çok çeşit tarım ilacı var. Subrasit, Gusation, Rendap, DDVP, Folimat en çok kullanılanlar. Böyle ilaç gerektiği zaman işin uzmanlarına danışın. Bitkiyi görmeden bir şey söyleyemem, ayrıca uzmanı değilim. Ben sadece çok okuyan, araştıran, deneyen biriyim. Türkçe’de pek çok kitap yok. Bol ders kitabı var. Aylık Bahçe – Çiçek dergisi iyi. Atlas mecmuası yeni bir yayın çıkardı, o çok iyi. İngilizce, Fransızca, Almanca biliyorsanız The Royal Horticultural Society’nin çıkarttığı tüm ansiklopedileri (3 tane) tavsiye ederim. Kolay anlaşılır, pratik yararlı bilgiler veriyor.

Saygılarımla.

Murat Pilevneli.

Yorum yaz | Paylaş Stumble Upon Facebook

← Önceki sayfa