Minimalistler için (Nergis-Narcissus) – Milliyet Vitrin

10 April 1999  | Kategori: Yazilarim

narcissus

Narcissus isimli genç, sadece kendi sesi tekrar edildikçe yaşayan Eko isimli bir periye aşık olur. Tanrılar ilişkiyi onaylamaz ve ona periye değil, kendine aşık olma cezası verirler. Bir su birikintisinde kendini görür, aşktan ve açlıktan acı çekerek ölür. Bedeni nergis (Narcissus) çiçeğine dönüşür.

Mitolojide böyle anlatılır. Nergis ilkbahar habercisi, etkileyici bir kokuya sahip olan soğanlı bir bitkidir. Çin’de nergisler yeni yılda çiçek açarsa o senenin bereketli geçeceğine inanılır. Hava durumuna göre şubat sonu, mart başlangıcından nisana kadar açabilir. Ülkemizde İzmir, Van, Marmaris, İstanbul’da doğal olarak yaprağını döken ağaçların altında yetişmektedir. Fulya, Nargöz, Zerrin, Zerrinkadeh gibi isimlerle de tanınmaktadır. Dünyadaki anavatanı Avrupa ve Akdeniz kıyılarıdır. Hollandalılar lalede uyguladıkları gibi bu soğanlıdan da 20 – 30 değişik tür üretmişlerdir.

Narcissus

Genelde yaprakları ve çiçek sapları aynı (10 – 50 santimetre arası) fakat çiçekleri çok farklıdır. Minyatür gibi 1 – 2 santimetrelik çiçekler türüne göre 10 santimetreye kadar açabilir. Nergislerin beyaz, kemik, sarı, turuncu, pembe renkleri çiçeklerdeki trompet gibi ve arkadan onu destekleyen taç yapraklarıyla boyanmıştır. Tek renk ya da karışık renk biçimleriyle karşımıza çıkabilir. Eski binaların bahçelerinde beyaz ve düz sarı renkleri ağırlıkta olanları bolca görebiliriz. İstanbul Emirgan’da yer alan Lale Bahçesi’ndeki nergisler (bakım yapılmışsa) görülmeye değer.

Nergis her türlü asitli, kireçli toprakta ve rutubette yetişebilir. Aşırı kar yağışı, çamur, kuvvetli rüzgarlar hatta fırtınalar nergisi etkileyemez. Asla bitkiyi kırılır diye bir desteğe bağlamayın ve açan çiçekler geçtikten sonraki 4 – 6 haftayı bitirmeden de soğanı çıkartmayın. Aslında dikildiği yerde, sökülmeden yetişirse daha da iyi gelişebilir. Sadece 4 – 5 senede bir fazlalaşan grupları azaltmak yeterli olacaktır. İlla sökmeniz gerekiyorsa kuru, karanlık bir ortamda sonbahara kadar saklanmalıdır. Dikimde soğanın boyunun üç katı derinlik bu bitki için pek geçerli olmaz. Toprağın altına göz kararı yerleştirin, o zaten gideceği yeri bilir ve gidip yerleşir.

Tam güneşten yarı gölgeye kadar dışarıda, bahçede yaşayabildiği gibi son dönem mimari uygulamalarda ev içinde orkide ve sümbül gibi saksılarda da yetiştirilmektedir. Minimalizm akımının en hoş yanı da evlerde bu tip bitkilerin kullanılması bence. Evde yetiştirilen nergisleri çiçeğinden sonra yaprakları da yok oluncaya kadar sulayın ve üst gövde yok olunca, bırakın kuru kalsın. Sonbaharda dışarıya dikin ve orada gelişsin.

Meraklısı için not: Kurutulmuş nergis çiçekleri suda kaynatılıp müshil ve ateş düşürücü etkileri için de kullanılabiliyor.

Murat Pilevneli.

6 adet Yorum | Paylaş Stumble Upon Facebook

Gübre deyip geçme, önemlidir, sonra içiniz sıkılmasın! -Milliyet Vitrin

03 April 1999  | Kategori: Yazilarim

Bir Kurban Bayramı daha geçti. Yağmur da yağdı. Etraf temizlendi. Çocukken kanların toprağa bir katkısı var mı diye düşünürdüm. Organik gübrelerle uğraşmaya başladıkça kanın aslında en kıymetli gübrelerden biri olduğunun farkına vardım. Dikkat edin, kasaplardaki çiçekler hep çok güzel ve etkileyicidir.

Genel olarak, bitkilerde potasyum (K) çiçek açması, meyve vermesi için, nitrojen (N) yaprak ve üst gövde gelişimi, fosfor (P) kök gelişimi için gereklidir.

Bu piyasada yanmış koyun gübresi salgını var. Herkes bilir bilmez almak, fikirlerince bitkileri beslemek istiyor. Yurtdışında hazır gübreler üzerlerinde sayılarla satılıyor. N: yüzde 6, P: yüzde 6, K: yüzde 10 gibi. Bunlar yukarıda sözünü ettiğim elementlerin bileşimleri. Kuru kanSiz toprağınızda bir sorun olduğunu düşünüyorsanız öncelikle nesi eksik, ne vermeniz lazım diye toprağınızı analiz ettirin. Deli gibi çiçek açan bitkilere ilave potasyum vererek onlara yazık edebilirsiniz.

İşte tüm bu genel bilgileri verdikten sonra bu elementlere sahip gübrelerden bahsedelim. Dönelim yine kana… Hayvansal gübrelerden kan, kurutulup öğütüldükten (toz haline getirildikten) sonra özellikle üst gövdede, yapraklarda sorunu olan bitkilerde kullanılmalıdır. Zayıf topraklarda 1 metrekarelik alana 1.5 kilo, güçlü topraklarda yarım kilo yetebilir. Uygulanışı da kolaydır. Toprak yüzeyine bitkinin alt dallarından 5 santimetre uzaktan serpilmesi ve sulanması gerekir. Bir defalık uygulama toprağın 3 – 4 aylık nitrojen ihtiyacını karşılar. Yani yukarıda açıkladığımız üzere bir bitkinin gereksinim duyduğu nitrojen ihtiyacını kan haydi haydi karşılayabilir.

hamsiKurutulmuş kan dışında kurutulmuş balıklar da çok iyi gübredir. Karadeniz’deki hamsiler özellikle cılız “Caburga” toprak ıslahında bolca kullanılırmış, Giresunlu olan anneannem öyle diyor. Kurutulmuş, un haline getirilmiş balık yeni ekilen bitkilerde başlangıç gübresi olabilir. Bir sezon toprağa yetebilecek, sağlıklı gelişim miktarınca organik madde ihtiva eder. Toprak yüzeyine serpebileceğiniz gibi sulandırıp akşam tüm üst gövdeyi ıslatarak gübreleyebilirsiniz. Bu tip sıvı gübrelemeyi kuru yaz günlerinde tavsiye ederim. Toprak yüzeyindeki gübreler emilmek için biraz rutubet ister. Aksi takdirde bitkiyi yakar. Yalnız balık gübresi kokusuyla kediyi, köpeği bahçeye çekebilir, dikkat edin! Kuru kanın kokusu hayvanlar için ne kadar iticiyse, balığınki de o kadar cezbedicidir.

Bonemeal Üçüncü tip organik gübre de kurutulup, çekilmiş, un haline getirilmiş kemiklerdir. Asitli toprak seven bitkilere toprağın derecesini (PH) artırmak için kullanılabilir. Kemiklerde nitrojen dışında bolca kalsiyum da vardır. Uygulama miktarları aynı olsa da bu tip gübreyi diğerleri gibi serpiştirerek değil de toprağa karıştırarak kullanmalısınız. Kanı, kemiği mezbahadan, kasaptan, balıkları da balık halinden alabilirsiniz. Başta da anlattığım gibi bunlar yurtdışında kolay bulunabiliyor ama burada bizim uğraşmamız gerek. Aslında tarım gübrelerini bayağı araştırırsak istediklerimizi bulabiliriz çünkü bazılarının üzerinde aynı yurtdışında olduğu gibi sayılarla içerdikleri ve neye yaradıkları belirtiliyor.

Anlaşılacağı üzere şeker gübresi ve yanmış koyun gübresinden biraz daha fazlasına ihtiyacımız var, değil mi?

Murat Pilevneli.

1 adet Yorum | Paylaş Stumble Upon Facebook

← Önceki sayfaSonraki sayfa →