Bahçeye ektim soğan! -Milliyet Vitrin

30 October 1999  | Kategori: Yazilarim

Bahçe meraklılarının en sevdiği mevsim geldi. Soğanlı bitkilerden hoşlanıyorsanız dikim yapmanın tam zamanı…

Evet, tüm dünyadaki ılıman kuşakta yaşayan bahçe meraklılarının en sevdiği mevsim, ilkbaharda açacak soğanlı bitkilerin dikim zamanı geldi. Unutanlara atkestaneleri hatırlatabilir! (Hiç kafanıza düştü mü ya da arabanıza? Olmusa ne dediğimi anlarsınız, pek hoş değil de…)

Semt pazarları, çiçek pazarları, marketler derken; milyonlarca soğan birden ortaya çıktı.

Lütfen öncelikle bahçenizin iklimine, güneş durumuna ve özellikle toprak cinsine göre soğan alın. Türkiye’de yapılan en büyük yanlış burada. Örneğin bataklık gibi toprağa ya da karanlık ağaç altına lale dikilmez!

Soğanların paketleri üstünde ışık, su, toprak istekleri genellikle yazılı. Aklınızın dikine değil, bitkinin işteğine göre yönlenin.

Bahçede toprağa dikim mi yapacaksınız, üzerinde çim olacak mı, ilkbaharda dikilen yerde başka hangi mevsimlik çiçekler var, ne renk, ne boyda?..

Yoksa saksıya dikip mi seyredeceksiniz? Saksı işin en kolayı. Kum, kömür, perlit karıştırılmış, yumuşak, su geçirgen bir toprak hazırlamalısınız. Saksının en dibine bol çakıl taşı gibi suyun süzülmesine yardımcı malzeme ve doğru derinliğe dikilmiş soğanlar… Evet, işte bu kadar!

Soğanlar kendi boyutlarının toprak yüzeyinden yaklaşık 2 – 3 misli dibe dekelmelidir. Saksıları bahçede kışın fazla yağmurla çürümeyecek ama su da alacak bir yere yerleştirin. İşin sırrı ne çok ne de az suda. Kararında olmalı. Toprağa dikilecekler örneğin yabani soğan allium, çiğdem, nergis, lale, sümbül, muscari, amaryllis, iris, frezya, anemon (Manisa lalesi), kardelen, ters lale (fritillaria) ya da siklamen olabilir.

İyi cins metal soğan dikicisiyle toprakta soğanın rahat yerleşebileceği kadar bir delik açın. Çıkan toprağı çekip alın. Dibe kum, biraz karışım toprakla soğanı yerleştirin. Büyüklüğünün 2 – 3 misli derine, daha fazla ya da az değil!

Üzerine aynı toprağı soğan miktarı kadar temizleyip tekrar yerleştirin. Doğal görünüm için bir avuç aynı cins soğanı havaya atın. Toprağa düştükleri yere dikin. Hoş oluyor. Muntazamlık yapay görünüyor.Küçük soğanları bel çatalıyla açtığınız deliklere ya da bir parçasını açacağınız çim altına dikin, üzerini tekrar kapatın. İlkbahara doğru uç verse, dondan etkilense bile çiçekler çıkar; merak etmeyin. Toprak battaniye gibi soğanları korur.

Unutmadan; Anadolu Tohumculuk, Vilmorin firmasının soğan gübresini getirmiş. Bauhause, Mr. Bricolage ve Koçtaş gibi büyük marketlerde var.

Bilgi için: 0216 392 18 03 – 493 13 99…

Soğanların açması bitince tek tek çıkarıp bir dahaki sonbahara kadar kuru, karanlık bir yerde bekletin. Bir tek nergis, muscari, kardelen ve irisleri sökmeyin. Kendiliğinden çoğalıyorlar.

Önemli notlar

Murat Pilevneli

3 adet Yorum | Paylaş Stumble Upon Facebook

İyiler daha bitmedi – Milliyet Vitrin

23 October 1999  | Kategori: Yazilarim

Geçen hafta sonbaharın en iyilerini anlatmıştım. Ama bir baktım ki, hakkını yediğim pek çok bitki kalmış geride. Şimdi sıra onlarda…

Geçen haftaki yazımda sonbaharda renklenen bazı bitkilerin hakkını yemişim. Listedekiler benim en sevdiklerimdi. Halbuki kokulu çiçekli abelia, atkestanesi, ki şu sıralar nazara karşı bir numaralı kestanelerini atıyor, ateş çalısı Berberis, kuşların meyvelerine bayıldığı Calicarpa, Trakya’dan Karadeniz’e her yerde kendiliğinden çıkan süpürge otu Erica ve Calluna, kısmet ağacı Clerodendron, İngilizlerin meşhur duman ağacı Cotinus, yaprağını döken Cotoneaster, muhteşem çalı Fotergilla, ortanca, Hamamelis (bir çeşit fındık) bitkileri de listeye dahil olmalıydı.

sonbahar

Her şey bir yana, beni en çok cezbeden bitkilerden biri de şu sıralar meşeler… Yaprakları çok ilginç. Bizim rutubetli iklimimizde, kireçli topraklarda iyi gelişiyor. Meşe palamutu da cabası… Bu meyveler form olarak o kadar şeker ki, yenilmeyeceğini bilmesem kendimi tutamayıp ısıracağım (Meşhur kuyumcu Faberge’nin palamut koleksiyonu ilginizi çeker miydi? Nereden tekrar moda olduysa bizim kuyumcularda da şu sıralar dikkatimi çekiyor. Kayısı rengi altın ve üzeri küçük taşlılar muazzam. Ama Faberge’ninkilerde daha çok mine işçiliği vardı!)

Meşeleri sevme sebeplerimden biri de yapraklar döküldükten sonra çürüyüp toprağın asit değerini yükseltiyor olması. Hani o bayıldığımız açelyalar, kamelyalar, Erica, ortanca, manolya var ya; hep bu tip toprak isterler de!.. Manolya demişken daimi yeşil yapraklı manolyaları kışa gireceğimiz bu günlerde dikerseniz sonradan çok iyi gelişir. Çam türleri ve her türlü daimi yeşil yapraklı bitkilerin en risksiz dikim zamanı şimdidir. Toprak hala ılık, fazla rutubetli değil ve dikime müsait.

Yalnız gübreyi vermeyin! Bitkiyi uyandırmayın. Bakım amaçlılar için daha vakit var. İyi toprak, kestane toprağı, bahçenizde hazırladığınız çürümüş atıklar, siyah – beyaz gazete kağıtları, dökülmüş yapraklar dikimde mutlaka kullanılmalıdır.

Şu sıra dikilecek soğanlara gelirsek… Büyük merkitliri bol bol çeşit gelmiş. Dikim, bakımla ilgili yazımı haftaya bırakıyorum. Bugün yeterince yabancı isim ve türle kafanızı karıştırdım. Ama bu iş öyle düşündüğünüz gibi kolay değil. Canlıyla uğraştığınızı unutmayın. Onların da kaprisi, bakımı var.

sonbahar

Ağaç müzelerini ve ormanları gezmeyi ihmal etmeyin. Karşınıza pek çok çiğdem de çıkacak. Yapraklarla birlikte yerler renklenmiş olacak. Şaşırmayın.

Kendinizden önce özellikle çocukları götürün. Renk kültürleri şimdiden gelişsin…

Murat Pilevneli

Yorum yaz | Paylaş Stumble Upon Facebook

Sonraki sayfa →