Alper Saglam yollamış.

04 July 2007  | Kategori: Yazilarim

Murat Bey merhaba,

İnternet ortamında bilgi ve tecrübesini hiç sakınmadan anlatan bir tek sizi buldum. Daha önce de bir kaç sefer Google da arama yaptıysam da sizin sitenize rastlamamıştım. Genelde bulduğum sayfalarda ise ya çiçekci reklamı ya da peysaj ofisi reklamı çıkıyordu. Onlar da zaten detay vermekten ziyade kendi reklamlarını yapıyorlar. Bu sefer “fesleğen” diye arama yaptım ve sizin sayfanıza ulaştım. Ellerinize, emeğinize sağlık. Sayfanız o kadar detaylı ve özenli hazırlanmış ki hayran kaldım.

Beni yanlış anlamanızı istemem ama nasıl oluyor da hiç maddi menfaat düşünmeden böylesine güzel bir sayfaya emek harcıyorsunuz?

Şimdilik bu kadar yazıyorum ama akşam evime gider gitmez, düzenlemeye çalıştığım bahçemin de bir fotoğrafını ekleyip, sizin tavsiye ve önerilerinizi almak için yeniden yazacağım.

Saygı, Sevgi ve Selamlarımla,

Bahçevan; Merhaba, yorumunuz için teşekkür ederim.

Bu işe başladığımda hiçbir şey bilmiyordum, hala da bildiğimi zannetmiyorum… Büyük bir hevesle sahip olduğum bitkiler hislerimle hareket ettiğim için, yanlış bakımla, cahilliğimle birer birer yok oldukça okumaya başladım. Çoğu kitabı neredeyse ezberledim.

Kitaplar

Okudukça merak ettim daha fazla okudum, hala da okuyorum. Benim şansım yabancı kaynaklardan yanaydı, habire bitkilerden konuşup kafasını bulandırdığım arkadaşım Nora Romi benden Milliyet için ilkbaharda tanıtıcı bir konu istedi, çok beğenilmiş ki bir hafta sonra bir tane daha istediler, devamı da geldi. Ne yazık ki bugün bile gazetelerde benim yazım gibi bir bölüm yok, bunu lüks buluyorlarmış (hayvanlarla ilgili var ama!) Benden alışveriş moda hakkında yazmamı istediklerinde gazeteyi bıraktım, dergilerde devam ettim.

Bahçevan sayfalarındaki yazıların büyük kısmı eskiden dergi ve gazetelerde yazdığım yazılardır.

Kaybolmasınlar diye aklıma geldikçe buraya koyma kararı aldım. Bir kitap yazabilirdim ama ilave yapmam, yeni konular yazmak, kitap basıldıktan sonra güç olacaktı. (Bitki ve peyzaj konuları dipsiz kuyu gibi yaz yaz bitmez!) Konuları yazarken ben de ders çalışır gibi öğreniyorum, yazarken de eğleniyorum.

Sizin okuduğunuz bir yazı en az 10-15 kaynak ve kendi tecrübelerimi ve bilgimi içeriyor (arada soruyorlar hangi kaynakları tercüme ediyorsunuz diye, kızıyorum, ama devam ediyorum).

İnternette, Türkçe kitaplarda söylediğiniz gibi az yazı, fazla teknik botanik konuları ya da yetersiz bilgiler olunca, bende kendi istediğim gibi sunumu ilgilenenler için yazmak istedim. Bana göre doğru yapılan işleri gördükçe hoşuma gidiyor. Bir fayda sağlamak bilinç altımda bana mutluluk veriyor.

Bu işler aslında zor değil demekti amacım, üstünlük taslayan, bildiklerini paylaşmayan tipleri sevmediğim için de yazdıkça yazıyorum…

Saygılarımla.

Murat Pilevneli.

3 adet Yorum | Paylaş Stumble Upon Facebook

Zakkum (Nerium Oleander)

03 July 2007  | Kategori: Yazilarim

Zehirli olduğu için çoğu insanın bahçesine dikmekte çekindiği bitkiler vardır. Aslında bu tip bitkilerin çiçekleri çok etkileyicidir. Datura, Açelya, Atatürk çiçeği ya da zakkum gibi. Bu konuda daimi yeşil görüntüsüyle yaz kış bahçeye renk veren zakkum’u (Nerium Oleander) tanıtmak istiyorum.

Zakkum

Bitki Apocynaceae ailesinden, anavatanı Güney Avrupa, Kuzey Afrika sahilleri ve Japonya’dır. Budanmadığı, serbest büyüdüğü zaman 5 metrelik dev çalı ya da ağaççık görüntüsü alabilir. Türkiye’de tüm ılıman bölgelerde yetişebilir. Kışın kısa süreli kar yağışına, dona dayanabilir (mümkünse kar yağmadan bitkiyi dağalmasın diye iple bağlayın, aşırı yağıştan dallar yere yatarsa da sakın elle kaldırmaya ya da suyla temizlemeye kalkmayın. Donmuş dal zorla kalkarken kırılıyor, Suyla yıkanıncada daha çok donuyor, siz şevkat göstermeyin!…). Böyle ortamlarda zakkum soğuktan etkilense bile ilkbaharda budanarak tekrar dipten sürmesi sağlanabilir. Kışlar aşırı soğuk geçen yerlerde bahçede saksıyla da yetişebildiği için cam seralarda saklanabilir.

Saksıda zakkum

Bitkinin zehirli olmasına, çeşitli önlemler alarak karşı koyabilirsiniz. Budanırken eldiven giymek, budananları acilen çöpe atmak, bitkiyi evden uzak alanlara dikmek gibi. Asla budanan dalları yakmayın, kokusu bile zehirlidir!. Çiçekleri yaz başında açmaya başlar. Gübrelendikçe ekim ayına kadar devam edebilir.
Zakkumlar aslında hafif rutubetli toprakları, yazın kurumuş dere yataklarını, aşırı güneşli alanları çok sever.
Yazın sulanmadığı takdirde ölmez ama fazla da gelişmez. Deniz kenarında bile denizden gelen suya dayanabilir. Benim tavsiyem, siz bu bitkiyi yazın sulayın. Miktar, ilkbahar’da fazla, çiçeklerinden sonra az olsun. Üretimi de çok kolay; çeliklemeyle ya da suda köklendirmeyle yapılıyor. Sabrınız varsa tohumdan da üretiliyor. Tohumlar sonbaharda ortaya çıkıyor.

Zakkumları akdeniz mimarisinde yol kenarında, duvarın ardına 60 santimde bir çit gibi dikmek ya da yollarda alt dalları budayıp ağaç şeklinde kullanmak, gelenek olmuş. Yalın katlı çiçekler çok uzun, katmerliler biraz daha kısa çiçek açtığı için karışık dikilebilir .

Beyaz çiçekli zakkum ağaçları.

Genelde pembe olanların dışında kırmızı, bordo, beyaz ( Benim favorim bu. İstanbul’da ,en sıcakta hiç birşey olmadan açıp duruyor), sarı, somon çiçekliler ve ayrıca yaprakları sarı alacalı türleri de sonradan üretilmiştir. Bu alacalılar çiçeksiz dönemlerinde bile etkileyici oluyorlar. Önemli bir isteğide var bunların, biraz gölgeye bile dayanamıyorlar, kabak gibi hep güneşte kalacaklar, gölgede yapraklarındaki sarılar yemyeşil oluyor!. Üretimi kesilen dalların suda köklendirilmesiyle yapılabiliyor. Kolay ve zevkli.
Ficus alii

Zakkumun tipik sivri uzun yaprakları sizi çok etkiledi ise, ev içinde yetişebilen benzer bir bitki var. İsmi Ficus alii (çiçeği yok!). Bakımı Ficus benjamina gibi ama bu tür biraz su seviyor…

Kur’an-ı Kerim’de zıkkımın kökü diye bahsedilen bitki zakkum değildir. Bu sebeple zakkum dikilmez diye batıl inanç bence çok yanlış. Sadece bitkinin yeşil bölümleri zehirli ve çiçeklerin kokusu yakınında oturursanız baş ağrısı yapabilirdiye yerini dikimde iyi seçin yeterlidir.

Kansere iyi geldiği de söylendi ama araştırmalar sonuçlanmadı. Bilinen o ki sadece düşük miktarda yapraklar su ile kaynatılınca, uyuz, bit, pire, kene gibi küçük parazitleri önleyen bir solüsyona dönüşürmüş. Denemedim, duydum, siz dikkatli davranın!.
Murat Pilevneli.

8 adet Yorum | Paylaş Stumble Upon Facebook

← Önceki sayfaSonraki sayfa →