Parklarımızı geri verin! – Milliyet Vitrin

04 September 1999  | Kategori: Yazilarim

Deprem yüzünden sokakta yatmak zorunda kalınca parklarımızın ne kadar az olduğunu bir kez daha gördük.

Yurtdışında okumuş, biraz gözü açılmış, uygarca yaşamanın tadını almış arkadaşlarım Türkiye’de yaşayamayacaklarını düşünüp geri gidiyorlar. Burada iyi eğitim almışlar da onlardan etkileniyor, “Biz de gidelim, oralarda mutlu oluruz,” diye düşünüp peşlerine takılıyorlar.

Gidin, hatta hiç gelmeyin! Burada bir sürü uyanık, hokkabaz kremayı yesin. Siz oralarda yabancılarla savaşın durun; meydan, işi hiç bilmeyen “çok biliyorum” diye kas kas kasılan insanlara kalsın.

Acıtan, çok ağlatan bir deprem yaşadık. Birkaç gün önce gördüğümüz insanlar, binalar, yollar, manzara yok oldu. İnsanın, evet insanın ne kadar değerli olduğunu gördük. Dün para önemliydi ama bugün biz daha önemliyiz.

Çalışmak, para kazanmak, daha kazanmak derken insani her şeyi unuttuk. Doğa, sanat, sağlık, rahatlık, eğlenmek, gülmek, spor… Beynimizi ferahlatacak, bizi insan kılacak etkenlerle hiç ilgilenmez olduk. Bir gece alarm verildi, geceyi dışarıda geçirmemiz istendi. Binaları çatlak olanlar her gece dışarıda yatıyorlardı. Peki parklar nerede? Açık alanlar nerede? O hiç yüzüne bakmadığımız ufak bakımsız parklar bir anda en değerli yerler oldu. Değil yatmak, ayakta kalacak yer bulamadık. Artık şehirciliğin, planlamacılığın, organizasyonun gücünü göstermesi lazım. Aptal uyanıklar para kazanacaklar diye her yer beton oluyor. Bina, bina, yol, yol, gri, gri… Yeter!

park

Boş bulunan yerler hemen otopark, yeşil alanlar kamu binası ya da gecekondu haline getiriliyor. Ya sonra?.. Enayiliği bırakalım. Doğayla oynamayalım. Yoksa hıncını acı alıyor. Yaşananlar hiç hoş değil. Rezil olduk.

Bizi yönetenler! Biz insanız ama siz de öyle. Verilmiş olan sadece görevdir. Geçer. Kalıcı, yapıcı işler yapın. Uyanın. Bundan başka Türkiye, dünya, hayat yok!

Not: Parkların 30 – 40 dönüm olması da gerekmez. 500 – 800 metre kare yeşil alan olsa da işimizi görür!

Murat Pilevneli.

Paylaş Stumble Upon Facebook

Yorumunuzu bırakınız