Selvi davayı kaybetti (Çit bitkileri)

27 November 1999  | Kategori: Yazilarim

Görüntüsü güzel mi güzel. Ancak selviyi dikerken yine de çok dikkatli olmanız gerekiyor. Yoksa başınız derde girebilir!

Leylandii Geçen hafta İngiltere’de tam bana göre bir konu gündemdeydi. Belki biraz boş ama günün birinde burada da olabilir! Efendim, Michael Jones isimli bahçe meraklısı bir bey, yan evdeki komşusunu çim ve bitkilerini öldürdü diye dava etmiş, mahkemeyi de kazanıp 100 bin pound’u (çok büyük para) cebe indirmiş. Komşu tahmin ettiğiniz zehir, kezzap gibi maddeler kullanmamış. Aksine; sadece çit diye yan yana Cupressocyparis leylandii selvileri dikmiş. Senede 2 – 3 kez makaslamamış; bırakmış, 6 – 7 metre yükselmişler. Durum böyle olunca Michael Bey’in bahçesine gelen güneş kesilmiş, çimi kararmış, bitkileri de ölmüş. Evet, meşhur konu işte bu!

İngilizlerin kanunlarında 2 metreden yüksek duvar yapmak yasak ama bitki boyu ya da çitler için belirli bir ölçüt yok. Şimdi botanikçiler belki de karar verip polenli kavakların yasaklanması gibi gariban leylandii selvilerinin de şehir içine dikimini engellemeyi düşünüyorlarmış. Leylandiilerin hiç suçu yok. Suç onları yanlış yere dikenlerde.

Leylandii

Ağaç senede 1 metre yükselen biraz da enine gelişen bir tür selvi (Normal mezarlık selvileri gibi ince uzun değil; biraz şişkin, dev mazı gibi). Yerini severse arsızca gelişiyor. Fazla rüzgarda devrilmesin diye bağlamakla uğraşmamak için, ilk dikimde doğru korunaklı yerleri seçin. Bol aralıklarla dikin, hayvansal gübre vermeyin, çok sulamayın, biraz kuru kalıp kazık kök yapsın. İyi sulama yüzeysel kökleri geliştirdiği için devrilme riskinide beraberinde getirebiliyor.
Bitki İngiltere’de olduğu gibi Türkiye’de de pek moda. Yeni bahçelerde parayı bol bulmuş gibi dikmek, mümkünse en büyüklerini almak; tıpkı gece kulüplerinde masaya yanardöner meyve ve şişe viski açtırmak gibi bir şey. Düşünsenize, birkaç sene sonra havalı bitki salon ya da odalarınıza güneşi sokmuyor; bol bol kabak gibi leylandii seyrediyorsunuz. Aman ne hoş!

Amacınız çit yapmaksa ve daimi yeşil oluşu tercihinizse porsuktan (Taxus) şaşmayın (yavas gelişir!) ayrıca, Defne, photinia (alev ağacı), karayemiş, kocayemis, bambu, Ilex, Osmanthus, Ligustrum, Ateş dikeni, kartopu (Viburnum Tinus, ama en iyisi Viburnum Lucidum), pittospurum, hatta manolya, kamelya bile iyidir.
Yaprağını döken tür istiyorsanız leylak, erguvan, Forsythia, Berberis, ılgın, kayın, gürgen, alıç, hatmi, japon ayvası, japon akçaağaçları ya da kırmız yada yeşil yapraklı eriği seçmelisiniz.

leylandii
Lütfen küçük mekanlara daimi yeşil dev bitkiler dikmeyin (Leylandii, manolya, sequoia gibi). Yaprağını döken bitkileri ve bu tipe giren çamlardan Metasequoia ya da Larix’i dikin. Amacınız illa daimi yeşilse çam türlerinden sedirleri tercih edin.

Her şeyin bir kültürü olduğu gibi bahçelerin de vardır. Dikenli tel, komşu duvara selvi ya da kavak çit dikmek, hemen bitişiğe dev barbekü bacası yerleştirmek… Örnek bol! Ama artık 21. yüzyıl Türkiyesi’nde böyle komiklikler olamaz. Günün birinde karşınıza sinirli Michael Bey gibi biri çıkıp sizi dava ederse şimdiden hazırlıklı olun, kıymetli paralarınız avcunuzdan uçabilir. Yol yakınken bahçenize, şekline iyi bakın. Minyatür ağaç, çiçek dikmediğinize göre ayağınızı denk alın. Doğru bitkileri doğru mesafelerle dikin.

Acer G.Haftanın güzeli

Acer griseum, sonbahar renkleri muhteşem olan akçaağaç ailesinden. 1901’de bitki avcısı Ernest Wilson’un Çin’den getirip çoğalttığı küçük bir ağaç. Parlak kırmızı dökülme rengi dışında esas önemi, soyulan kabuğunda. Betula (huş) gibi kşın odunu yer yer soyulup daha parlak iç kırmızı rengi açığa çıkıyor. Diğer akçaağaçların bol bol dökülen kanatlı tohumları bunda az. Sadece tohumlar yan yana birkaç aynı ağaç beraber dikilirse çoğalıyor ve etrafta kendiliğinden yeni fidanlar fışkırıyor. Türkiye’de Karacaağaç Müzesi’nde mutlaka vardır. İstanbul’da bir tek Demir Sera da buldum. Tel: 0216 422 31 03. Unutmadan belirteyim, biraz rutubet ve serinlik istiyor. Tam kuzey iklim ağacı…

Japon çılgınlığı

Kare karpuz

Japonların son çılgınlıklarından iyi bir örnek; “küp karpuz”. Plastik kabın içerisinde zorla şekillendirilen bu gırgır meyvenin tadının pek hoş olmadığı söyleniyor. 60 milyon lira civarındaymış. Almayayım, alana da mani olmayayım…

Promosyoncular, seneye yılbaşına uğraşın bakalım. Bu yüzyılı kaçırdınız!

Ucgen karpuz

Not:
Bu yazıyı 1999 senesinde yazmışım.
2005 senesi gazetelerinde, haber sayfalarında, yeni konuymuş gibi, büyük puntolarla yazdılar!.

Bir yeni üretilmiş karpuz daha var, oda üçgen … Bakalım, o kaç sene sonra konu olacak…
Murat Pilevneli.

Paylaş Stumble Upon Facebook

5 adet yorum var

  1. princess on 16 June 2007 1:31 am

    kare karpuzun tadinin hos olmadigina sasmadim dogrusu.. gunes gormeyen meyvenin tadi ne kadar iyi olabilirki.. karbuz lezzetini gunesden alir, uzerine kare plastik koyarsan gunes gormezse kabak olur :)

  2. yeliz on 03 October 2007 6:19 pm

    bu seye benzemıs yurt dısında hormaonlu tavuklar var bugun cıvcıv sabaha kafası fındık ama govdesı kocaman dogru durust tuyu bıle cıkmamıs tavuk bence herseyın orjınalı tadının bıle ıyı olmadıgından emınım tıpkı sungere benzeyen tavuklar gıbı:):):)

  3. mehmet on 26 November 2007 2:19 pm

    Biz yatalım bakalım. Elin Japonu nebiçim beyin fırtınası yapıyor.

  4. kübra on 27 November 2008 7:48 am

    çokk güzel
    bir
    site kare ve üçken şeklinde bir karpuz

  5. Hastayım on 21 December 2008 6:38 pm

    Bu haberi ilk defa okuyorum başarılı Buldum. Mantıklı domates te kare olabilir. :)

Yorumunuzu bırakınız