Yenebilen çiçekler – Vizyon Dekorasyon

01 March 2003  | Kategori: Yazilarim

Bugünkü güller pembe…Karanfil ya da papatya yok mu?. Koyu renk olsaydı daha tatlıydı…Peki bugünlük idare edelim bari, ama yarınki kırmızı güllü olsun lütfen…Yanlış olmasın, konuşulan malzeme pasta…Pasta!…

İnanamadım, çiçekleri şekerleme zannettim. Gerçekmiş. Tadıda mükemmel.

Art Cafe

Siz hiç gül yedinizmi? Ben çocukken çok yemiştim, birden hatırladım.Konu nereye varıyor acaba desem mi?

Evet bu ay yenilebilen çiçekler bana ilginç geldi ve size tanıtmak istedim. Bu arada dergi komşum “Afiyet Olsun- Defne Koryürek” Hanım’dan konusuna karıştığım için özür diliyorum!…

Öncelikle belirtiyorum, HER ÇİÇEK YENMEZ,ZEHİRLİ OLABİLİR!. Çiçeklerin de birkaç tanesinin tamamı, çoğununda tepe kısmı yenilebilir. Listeden beğendiğiniz varsa önce az miktar yemelisiniz. Bakalım mideniz kaldırabilecekmi?. Yiyemiyorsanız tabak süsü yapın, ama bu çiçeklerde yanlışlıkla yenebilir; çünkü çoğumuz tabağa ne konursa yeriz.

Çiçekçiden, mezattan alınan çiçekleri yıkamadan, ilaçlardan arındırmadan, varsa toprakları temizlemeden kullanmayın. Yol kenarında,araba geçen yerlerdeki çiçekleri yemeyin, aşırı hava kirliliği olan bölgelerde satılan yol çiçekçilerinin mallarını kullanmayın!. Mümkünse kendi bildiğiniz, güvendiğiniz çiçekleri yıkayıp kuruladıktan sonra kullanın. Acale edin aksi taktirde hemen yumuşayacaklar…

Bunca zahmete ne gerek var, yemeklik malzememi kalmadı dediğinizi duyar gibiyim. Romalılar döneminde bile moda olan bu yemeklik çiçekler Victorian döneminde en üst seviyede tüketilirken çok zamandır unutulmuştu. Şimdi tekrar moda oldular. Defne Hanım’a sorun…

Lale’nin taç bölümünü marul yada bezelye tadıyla (salatanızda), güllerin tamamını (tepesi tabiki!) yenebiliyor. Çilekle yeşil elma arası bir tadı var. Koyu renklilerin tadı daha iyi. Minyatür güller dondurmayla, salatada kullanılabiliyorlar. Meyve kokteyllerinde donmuş güllü buz parçaları etkileyici oluyormuş.

Ayçiçeği (safran gibi renk ve tad veriyor), yabani soğan çiçeği, ilkbaharda açan elma yada armut çiçekleri(Tatları iyi ama tehlikeli,siz az tüketin!). Borage, karanfil, minik papatya (elma tadında), kasımpatı (tadı acı, sirkelerde kullanılıyor. Japonlar çok meraklı, salatayla yiyorlar.), portakal, limon ya da mandalina çiçekleri.

Hemerocallis

Hemerocallis (Haziranda açan bir tür zambak, salatalarda yada kavun tadıda olduğu için tatlılarda kullanılıyormuş), iri Margarit papatyaları, küpe çiçekleri, Gardenia (kurutulup tabak dekorunda yada yasemin çayına alternatif olarak), Japon gülü, hanımeli, cam güzeli, yasemin, leylak, ıhlamur çiçeği(körpe yapraklarından’da sarma dolma yapılıyor), petunya, kokulu sardunyalar, aslanağazı, hercai menekşe(Japon yemeklerinde bol, en iyi örneklerini Nobu yapıyormuş, ben yiyemedim…),Nasturtium (hardal gibi tadı var, bir çeşit sarmaşık, salatada), kabak çiçeği (Sıraselviler Changa’da dolması var.) yada avize çiçeği yukka!…

Liste zannetiğinizden de uzun. Değişik tadlar seviyorsanız iki kere düşünüp biraz deneyin. Lütfen yanlış birşey yiyip zehirlenmeyin, bu yazıyı yazdığım için başımı belaya sokmayın.

Garantili denemek için İstanbul Art Cafe‘ye gidin. Resimdeki güllü pastadan ısmarlayın. Yeşil kısımları çıkartıp afiyetle yiyin…

Osmanlı Bitkileri

Hasbahce

Bana hep sorarlar Geleneksel Türk El Sanatlarında okudun, bitki – bahçe işleriyle ne alakası var diye. Alın size koca bir cevap; Hasbahçe. Sn. Nurhan Aksoy yazmış bile. Gazetelerde kitapla ilgili makaleler görünce derhal okumam gerekiyor diye karar verdim, aradım aradım, bulamadım!.Bir- bir buçuk ay sonunda Beyoğlu’nda buldum.İyi ki pes etmeden aramışım. Kitapta kendime bile anlatamadığım çok şey var. Osmanlı döneminde bitkiler (özellikle çiçekler), bahçe düzenlemeleri, kumaşlar, kıyafetler, iç oda süslemeleri, çiniler, kağıt kesme süslemeler; hatta, herşey var…

Kitaptaki bir ilginçlik hep yaşadığım Fenerbahçe Mahallesi’nin seneler önce Fener Bahçesi haliyken iki eski çizim buldum. Padişahların bizim buralarda dinlendiklerini bilmiyordum. Bir tek Petek Pansiyon var zannediyordum!

Bana bir iki işte aynen şöyle demişlerdi: “Evimizi minimalist tarzında döşettik! (aynen bu cümle), bahçemizide Zen istiyoruz.” (Söyleyenler de en minimalist tiplerdi ya neyse!…)

Belki bu kitaptan sonra Osmanlı Bahçesi isteyenler de artar.

Nurhan Hanım, ellerine sağlık. ben kendi adıma en çok bu kitabınızı beğendim. (Ne yalan söyleyeyim, öbürlerine baktım, bunu okudum) Size sormadan reklamınızı da yapıyorum.

Murat Pilevneli.

Paylaş Stumble Upon Facebook

10 adet yorum var

  1. ayşe on 14 October 2007 10:39 am

    Bu ne kadar keyifli bir site. Tesadüfen yakaladım, başından kalkamıyorum. Tebrik ederim.
    Dostum Nurhan hanım’ın kitabı için söylediklerinize de sevindim. İspanya’da yaşıyorum. Büyük ve bakımlı bir bahçem var. Ortancalar, ve diğer çiçek açan bütün yeşillikler, ağaçlar sağlıklı yetişiyor. Sadece güllerde sorunum var. Yeterince canlı görünmüyorlar. Yapraklarında cansızlık var.
    Güneş ve gölge özellikleri ile budama dönemleri hakkında bilgi alabilirmiyim. Veya özel sitenizin adını rica edeceğim.
    Teşekkürlerim ve Saygılarımla.

  2. Bahcevan on 15 October 2007 7:47 am

    Ayşe Hanım, merhaba.
    Size yardım etmek isterim fakat ne tip gülleriniz var.
    Genelde bakımda, tam güneş, kararında su, potasyumlu çiçek açtırıcı sıvı gübre isterler, gölgeyi hiç sevmezler…

    Fakat budamalar farklıdır.
    Sarmaşık mı(birkere açan, hep açan), çalı mı, baston mu?
    Cevabım bunlara göre değişebilir.
    Saygılarımla
    MP

  3. büşra on 31 October 2007 2:00 pm

    çok güzel site bayıldım beni ekliyebilirsinin yaşım:8 bursada oturuyorum.bu ablamın ismini kullandım…msnde adresimi oluşturmak için nurizer kim diye sorarsanız ablam ablamda 9 yaşında bursadayız

  4. Bahcevan on 31 October 2007 3:24 pm

    Busra merhaba, burada uyelik yok. Sen diledigin tum bilgileri kullanabilirsin. Arama bolumunu kullan, bulamadigin sorun olursa bana yaz, cevaplarim.

  5. soner on 21 May 2008 2:11 pm

    merhaba …
    olaganüstü güzel siteniz için sizi kutluyorum.bu sene edindiğim sekiz-on tane liliumum var şu anda çiçek açıyorlar.bi sitede okumuştum.
    çiçekleri bittikten sonra saplarını topraga kıvırarak yerleştirirsek yeni yavrular veriyor diye..dogrumudur ? çoğaltma konusunda yardımcı olursanız sevinirim.bol çiçekli günler diliyorum.saygılarımla..

  6. Bahcevan on 22 May 2008 2:01 pm

    Soner Bey, gecen gun bende bir bahcede boyle yapilmis uygulama gorup sasirdim, bence ellenmezse dipteki sogan kendiliginden cogalir. Siz ugrasmayin, yapraklari ellemeyin.

  7. funda on 15 June 2008 10:13 am

    bunnlar bir harika nasl oluyor bu güzellik

  8. Fethiye on 28 July 2008 12:00 am

    Hasbahce kitabini aratmadigim insan kalmadi(yurt disinda yasiyorum). Zahmet olmazsa, Beyoglundaki kitabi buldugunuz yerin telefon numarasini veya adresini bildirseniz ben kendilerini arardim. Simdiden tesekkurler ederim. Turkmenistan lalelerim var, Eylul ayinda size bir kac bulb gondere bilirim. Cok sirrinler.Selamlar

  9. Bahcevan on 28 July 2008 6:03 pm

    Fethiye Hanim, aldigim yerin numarasi yok fakat sizin icin uc tane buldum:
    http://eren.com.tr/goster/kitap/kisi.asp?CAS=131238
    http://www.ilkekitap.com/pinfo.asp?pid=1575
    digeride
    http://www.gittigidiyor.com/ burada da satiliyor…

  10. gül demir on 12 October 2008 1:37 pm

    merhaba sitenizi tesadüfen gördüm ve bayıldım.Sayenizde çiçekleri ne kadar çok sevdiğimi anladım.Şimdi terasım da 16 saksı çiçeğim var.Gözlerimi onlardan ayıramıyorum.Yaklaşık 2 aydır benimleler.Solup kuruyacaklar diye ödüm kopuyor.Size çok çok teşekkür ediyorum ve sevgilerimi yolluyorum. Hoşçakalın.

Yorumunuzu bırakınız