Kategoriler
Yazilarim

Tüftüf meraklısı çocukların mermisi (Pyracantha Coccinea) – Milliyet Vitrin

Ekim ayında başlayan kırmızı boncuklu bitkilerin gösterisi yaprak dökülmeleri kadar güzel olur. Kuşlar izin verdiği sürece sarı, kırmızı, turuncu boncukları doyasıya görebiliriz. Kuşlar dedim de, bahçemdeki hurma ağacı şu sıralar sığırcık istilasına uğramış durumda. Hurmalar delik deşik, altındaki arabalar anında kuş pisliği oluyor. Boya için tehlikeli ama sık yıkanınca sorun olmaz. Sığırcıkları pek tanımıyordum. Geçen gün hurma ziyafetinden sonra pencerenin macunlarını yerken, panjurlarda gagalarını temizlerken karşılaştım. Korku filmi gibiydi. Küçük pencerede 20 kuş! Bunun üzerine bu hafta kuşların sevdiği kadar benim de sevdiğim tavşan elmasını (Pyracantha Coccinea) tanıtmak istiyorum.

tavsan elmasi

Yurdumuzda Amasya’da ebembükü, Artvin’de kirkat, kuş alıcı ya da ateş dikeni gibi isimlerle karşımıza çıkmakta. Çoğu tüftüf meraklısı çocuklar da bu bitkinin mermilerini yani tavşan elmalarını iyi tanır! Anavatanı Çin, Güneydoğu Avrupa ve Asya’dır.

Genelde hepsi ilkbaharda beyaz, küçük küçük çiçek açar. Çiçeklerin kokusu pek hoş değildir. Bu dönemde açan Spria çalısına benzer. Yaz sonunda çiçekler boncuklara dönüşür. Öbek öbek sarı, turuncu, kırmızı boncukların dışında özel bir tür olan, yakın zamanlarda laboratuvarlarda üretilmiş alacalı yapraklı türü de vardır.

Tavşan elması aşırı killi, kireçli, kuru, rutubetli (suyu süzülen) tüm topraklarda gelişir. Özellikle aşırı güneş, kuraklık ister ama gölgede de boncuk üretebilir. İlkbaharda ve yaz ortasında potasyumca zengin gübre vermek gerekir. Kar yağışına da dayanır. Bitki çoğunlukla daimi yeşildir. Sarı boncuklu olanı yaprağını döker. Serbest bırakıldığında 5 metre kadar yükselebilir. Beş senede 2 metreye, 20 senede 5 metreye yayılmış dev çalı şeklini alabilir.

Tavşan elması İngiltere’de duvar önlerinde binanın koruyucusu gibi yetiştiriliyor. Doğu ya da güney cephesine bakan bu tip duvarlar gerdirilmiş teller ya da monte edilmiş kafeslere bu bitkiden sardırabilirsiniz. Tellerin arasının 30 santim olmasına dikkat edin.

Aynı yöntemi mor salkım ya da manolya ağacı için de kullanabilirsiniz. Bu tip duvar bitkileri ilkbaharda ve yazın gerektikçe budanmalıdır. Bahçenizde dikenli yapısından dolayı duvarsı çit de yapabilirsiniz. Çok sert odunlu (siyah) dikenli, binlerce boncuklu görüntüsü 2 metrelik çitte çok güzel olur. Bu tip çiti eylül ayında budayın.

Karasinek hastalığına karşı dikkatli olun. Bitkiyi sık sık kontrol edin. Yapraklar kararmış, buruşmuşsa malathion, pyrethrum ya da özellikle pirimicarb ile ilaçlayın.

Piyasada 2 milyona, zor bulunan alacalı yaprakları 1.250.000 liradan başlayan fiyatlara bulabilirsiniz. Bitki hava kirliliğine, kuraklığa iyi dayanıyor. Bu sebeple parklara bolca dikilmiştir. Ben bahçenizde duvar önüne tavsiye ediyorum. Telle sabitlendikten sonra zamanla kendi de bir şekilde tutunuyor. Sorun yok. Gösterişinizi zenginleştirmek için içine biraz sarmaşık clematis ekin, tam olsun…

Murat Pilevneli.

Kategoriler
Yazilarim

Fazla yeme, sarhoş olursun (Kocayemiş) – Milliyet Vitrin

Her sonbaharda renk seyretmek, yurdumuzun esas bitkisi olan çiğdemleri görmek için ormana spor yapmaya giderim. Şu sıralar yollarda böğürtlenlerin dışında kocayemiş de satılmaya başladı. Kocayemiş meyvesi (Arbutus unedo) kırmızı rengine ulaşırsa anlayın ki kış geldi. Yansın kaloriferler, yükselsin aidatlar!

Arbutus

kocayemis
Kocayemiş, dünyada özellikle Akdeniz kuşağında, İber yarımadasından Asya’ya kadar her yerde yabani şekilde yetişir. Gelişimi çok yavaştır. 25 senede 9 metreye ancak ulaşabilir. Hafif sulak arazilerde tek gövdeli ağaç gibi, daha kurak topraklarda çalı şeklinde gelişir. 25 metreye kadar gelişmiş nadir örnekleri İngiltere’de bulunur. Bitki İstanbul’da Yakacık sırtlarında, Trakya bölgesinde, Karadeniz ve Ege’de yetişir diye biliyorum ama çarpık kentleşme sonucu o verimli topraklar da yok ediliyor.

kocayemis

Kocayemiş yurtdışında çiçek ağacı olarak biliniyor. Odunu koyu kızıl – kahvedir. Huş, okaliptüs gibi yer yer soyulma özelliği var. Yaprakları yeşil küçük ve dişlidir. Kocayemiş aslında asitli toprak bitkisi diye biliniyor, tabiatta yanında gelişen pek çok bitki bu özelliği arıyor ama kireçli topraklarda da yetişebiliyor.

Bitki ufakken korunmaya ihtiyaç duyar. Zamanla, geliştikçe zorlu hava şartlarına da dayanabilir. Hava kirliliği, şiddetli rüzgar, deniz suyunun getirdiği tuz, aşırı soğuklar gelişmiş bitkiyi etkilemez. Kocayemiş kışın zedelense bile baharda kendine gelir. Kolay kolay da ölmez. Üretimi de zordur.
Yaz sonunda sarı yeşile dönüşen meyveler yenilebileceği zaman kırmızıya dönüşür. Yumuşak, hafif buruk tatlı bu meyveler aslında tohum kesesidir. Tohumdan gelişimini temmuzda yeni sürgünlerden çelikleme ile yapabilirsiniz. Tabiattan elle sökülürse asla tutmaz, profesyonel büyük makinelerle sökülünce tutar. Ben bahçeme yakın bir ormandan özellikle yol geçecek bölgenin tahliyesi sırasında pek çok kocayemiş getirttim. Hepsi de tuttu.

Arbutus

Unutmadan belirteyim, kocayemiş fazla yendiğinde sarhoş ediyor. Alkol etkisi yapıyor. Ormanda sarhoş ayı görürseniz şaşırmayın, bundan dolayıdır. Bitkide ayrıca C vitamini ve tanen bulunur. Tanen, kabız yapıcı, mikrop öldürücü güce sahiptir. İdrar yolu iltihaplanmalarında özellikle faydalıymış. Kurutulmuş yaprakları da suyla kaynatılıp içiliyormuş. İlgilenenlere duyurulur!…

Kırmızılaşmış yenebilir meyveler sırasında bir sonraki sene meyveye dönüşecek çiçekler de ortaya çıkar. Beyaz, pembe renkli, inci tanesi gibi çiçekleri Pieris bitkisine benziyor.

Arbutus

Bahçenize kocayemişi kışın hem yer örtüsü olup hem renk veren Erica, Calluna ile çiğdemlerle ya da yaprakları döküldüğünde bitkiye besin oluşturabilen Japon akçaağaçlarıyla beraber dikin. Gübresi, budanması normaldir. Ama, yazın dip sulaması yapın ki iyi gelişsin.

Piyasada orman fidanlıklarında nadiren satılanlar dışında, 1-1.5 metrelik yerli üretim yada ithal olanları bulabilirsiniz (ufak olanlar yerini severse iyi gelişiyorlar). Son senelerde devleşmiş örnekleride çoğaldı, şimdiden uyarayım büyükler çok pahalı, yeriniz ve bütçeniz elveriyorsa, renk için, meyvesi için, eğlence için bahçenizde tavsiye ederim.
Murat Pilevneli.

Kategoriler
Yazilarim

Kızıl Amerikalı (Parthenocissus) – Milliyet Vitrin

Çocukken balkonumuzda, saksıdan yayılmış, her tarafı kaplamış sarmaşık en sevdiğim bitkilerdendi. Bir gün komşumuz itiraz etti diye, yeni boya yapılırken bitki sökülüp atıldı. Çok üzülmüştüm.

AmrSrm

Şimdi çalıştığım yerin otoparkında var (Ben diktim). Her sabah, akşam arabaya binerken seyrediyorum. Sözünü ettiğim sarmaşık Amerikan sarmaşığı. Araştırdım Türkiye’de en fazla olan cinsinin anavatanı Doğu Amerika’ymış. Belki adı bu sebeple öyle konmuş. Latince adı Parthenocissus. Bizdeki kimi peyzaj mimarları Vitis ya da Ampelopsis diye söylüyorlar, doğru, uzaktan akraba ama adı öyle değil! Sadece Parthenocissus!

Amerikan sarmaşığı özellikle sonbaharda sarıdan kırmızıya kadar renk alan yaprakları ve çok çabuk gelişen bir sarmaşık olduğu için bolca dikiliyor. Duvara yapışan kaz ayağı gibi yaprakları P. tricuspidata vantuzsuz olup sarılıcı özellikte, yaprakları 3 – 5 parçalı olan türü P. quinquefolia. Bu tür, çim alanların dışında, üzerine basılmayan alanlarda; 20 cm’e yükselebilen toprak kapatıcı, zemin örtücü gibi kullanılıyor (Begonvil gibi). En gelişmişi zaman içinde 20 – 30 metre kadar tırmanabiliyor. Şehir içindeki gri çirkin binalar Amerikan sarmaşığı sarınca güzelleşiyor, estetikçe yumuşuyor. Hava kirliliği, sıcaklık, susuzluk bitkiyi etkilemiyor.

Amerikan sarmaşığı her toprakta (tercihen biraz kuru) yetişebilir. Güneşli alanda büyüyebilir. Duvarı saracaksa, doğu ya da kuzey cepheleri en uygun alanlar. Kışın yaprağını döktüğü için her türlü hava şartına uyum sağlayabilir.

AmrSrm

Daimi yeşil hedera ile beraber dikilirse kışın boşlukları dolu durabilir. P. henryana denilen, zor bulunan vantuzlu türü alacalı yapraklıdır. Hafif gölgeli ortamlarda mucizeler yaratıyor. İlkbaharda kel gövde bordo yapraklarla bezeniyor, ardından yer yer kırmızı, yeşil, beyaz renk tonları karışıyor. Sonbahara doğru bayrak kırmızısına yakın parlak renk alıp dökülüyor. Vantuzsuz olanların sararanları da ilginç.

İlkbaharda, yaz ortasında orta karar bir gübre dışında besin istemez. Üretimi kolay. İlkbaharda, yaz ortasında bitkiden çelikler alarak geliştirebilirsiniz. Siz istemeseniz de yaz sonunda bitkinin ürettiği mavi – metalik renkli tohumlar dökülerek zaman içinde bahçenizde, saksıda karşınıza çıkabilir.

Çoğu insan yok böcek yapıyor, diğer bitkileri öldürüyor diye bu sarmaşığı sevmiyor. Ben kontrol edildiği sürece başarılı olabileceğini söylüyorum. Derin budansa bile tekrar gelişiyor. Sorun yok! Piyasada yapışkanları 150.000, vantuzsuz olanları 450.000 liradan satılıyor. Budanması, dikimi içinde bulunduğumuz zamanda ya da ilkbaharda yapılıyor (Sonbahar daha uygun).

Çok çabuk gelişiyor demiştim. Küçük bir iki yaprak 5 yılda 8 metre yükselip alan kapatabilir. Vantuzsuz olanlar telle, tahtayla desteklenirse duvara sarabilir. Ama odunu zaman içinde kalınlaşıp sorun çıkartabilir. Kalın demir parmaklıklar, ölü ağaçlar ya da selviler bu tür için en uygunu.

Murat Pilevneli.

Kategoriler
Yazilarim

Sorular ve cevaplar – Milliyet Vitrin

Güneşli ama serin sonbahar günleri beraberinde renkli yaprakları da getirdi. Sonunda beklenen gösteri başladı. Haftasonlarını mümkün olduğunca ağaçlı yerlerde geçirin. Bolu, Yedigöller, Karadeniz, Yalova, Ankara şu sıralar akçağaçlarla rengarenk.

İstanbul’un ağustos sıcaklarından, susuzluğundan, kireçli toprağından nefret ediyorum. Bitki seyretmek için Karadeniz’de bir arazi almak istiyorum. Yazın Bodrum – Kaş benim için neyse, ilkbahar, sonbahar, kış için de Karadeniz’i öyle seviyorum.

Sizden gelen fakslardan birinde hep İstanbulla ilgili yazdığımdan şikayet ediliyordu. Evet, yazıyorum, burada yaşıyorum ama yazdığım bitkinin yetişme şartlarını anlatıyorum, illa burada yetişir demiyorum. Uygun olan her yerde her şey yetişebilir.

Ankara’da neler yetişir diye sorulmuştu. En güzel yapraksız, ilkbaharda açan manolyalar, Japon akçaağaçları, atkestaneleri, ginkya ağaçları olabilir. Yeterli araştırma yapmadığım için cevap veremedim. İşlerim gereği hep İstanbul’da kalmam lazım. Ben botanik dışında aslında tekstilciyim. Tekstilde boş vakit olmaz, eskiden çok kaptırmıştım, şimdi kurtulup sadece bitkilerle uğraşırsam o zaman her yeri gezip doğru bilgiler yazabilirim.

Gelen fakslardan en fazla gübreleme soruluyor. Bizde yanmış koyun gübresi dışında pek gübre tanınmıyor. Yapay gübreler dışında kimyasallar toprakta kullanılıyor. Potasyum, azot, kükürt, fosfor, nitrojen gibi. Kimyasallarla uğraşmak zor. Toprağa çok çabuk karıştıkları için, yapı değişikliği yapıp yordukları için pek tavsiye etmiyorum. Çiçek açan bitkiler için potasyum, yaprak gövde gelişimi için nitrojen, kök gelişimi için fosfor gerekli.

Çimlere özel gübre konulmalı. Gübre dışında tohum, zararlı ot öldürücü kimyasallar kullanılmalı. Ben Osmocot isimliyi kullanıyorum. Başlangıç için 19 + 26 + 5, bakım için 27 + 4 + 6, kış için toprak için 15 + 00 + 29 numaralıları kullanıyorum. Bu sayılar yukarıda belirttiğim üç elementi içeriyor. Osmocot olmazsa, başka herhangi bir marka olabilir. Karışım önemli.

Sorulan sorulardan biri de çim tohumu. Genelde dikilecek alana göre 3’lü ya da 5’li karışımlar kullanmalısınız. Tek tip tohumu bulmak, uygulamak zor. Deneyerek uzun zaman alan bir iş. Işık, sıcaklık, ortam (Deniz kenarı, rüzgarsız sıcak alan gibi) her şey çok önemli. Karışımları not edip zaman içinde kullanın. İlkbahar, sonbahar çimleri için en uygun zamandır.

Yazılarımda ormansı kara topraktan söz ediyorum. Bu merak ediliyormuş. Bahsettiğim toprak türleri içinde asitli diye bahsedilen genelde rutubetli, yumuşak bol bitki artıklı, besince zengin topraklar. Bunların PH derecesi 07 civarında. Orman toprakları, halk arasında kestane toprağı, fazallı toprak diye bilinir. Yurtdışında torf halinde olanları var. Açelyalar, kamelyalar, gardenya, manolya, mimoza gibi bitkiler bu topraktan başka toprakta zor yaşıyor. İçindeki demir serbest halde, bu sebeple yapraklar yemyeşil. Asitli topraklar dışında kireçli beyaz topraklar, killi topraklar, balçık, kuru gibi toprak türleri var. Karadeniz’de yaşama isteğime gelirsek; oralarda asitli toprak bol. Benim çıldırdığım her şey esas oralarda yetişiyor. İstanbul’da uğraşmaktan yoruluyorum. Oysa orada dik, unut gitsin!

RHS Gübre, tohum dışında da ilaçlar soruluyor. İnsana ilaç vermek gibi. Hastalığa göre pek çok çeşit tarım ilacı var. Subrasit, Gusation, Rendap, DDVP, Folimat en çok kullanılanlar. Böyle ilaç gerektiği zaman işin uzmanlarına danışın. Bitkiyi görmeden bir şey söyleyemem, ayrıca uzmanı değilim. Ben sadece çok okuyan, araştıran, deneyen biriyim. Türkçe’de pek çok kitap yok. Bol ders kitabı var. Aylık Bahçe – Çiçek dergisi iyi. Atlas mecmuası yeni bir yayın çıkardı, o çok iyi. İngilizce, Fransızca, Almanca biliyorsanız The Royal Horticultural Society’nin çıkarttığı tüm ansiklopedileri (3 tane) tavsiye ederim. Kolay anlaşılır, pratik yararlı bilgiler veriyor.

Saygılarımla.

Murat Pilevneli.