Senelerdir İstanbul’un taşı toprağı altın dendi, duyup da gelenler gördü ki hiçbir şey yok. Ama altın kadar değerli başka yerde bu kadar güzeli olmayan erguvanları var. Köprüden geçerken hala betonlaşmamış ağaç grupları mor – lila renkleriyle boyalı. Her yerde görülebilen mor salkım, sarı salkım, yavaş yavaş katır tırnakları, Spria çalısı ve erguvan ya da ılgınlar sanki bir ressamın fırçasından çıkmış gibi. Bu renkleri görüp de mutlu olduğumda doğru işi yaptığımdan emin oluyorum.

Erguvanlar kadar dikkat çekici, zahmetsiz renk kaynağım şu sıralar ılgınlar (Tamarix). Otobanlarda, lodoslu, hiçbir şey yetişmeyen sahillerde, su kenarlarında garip çalı formuyla iyi gelişiyor. Ilgın özellikle kireçli, suyu geçirgen, her türlü toprakta yetişebilir. Uzun süreli güneş ister. Anavatanı Doğu Akdeniz olan bitki, tüm Güney sahillerimizde, kışın aşırı soğuk olmayan her yerde yetişebilir. Uzun süreli kar yağışı, don ince dalları zedeler.
Ilgın denizden gelen tuzu en iyi tutan bir tür çit yapısına sahiptir. 3 – 5 metreye kadar yükselen dallar çiçeklenme döneminden sonra mayıs ayında budanabilir. Bu tür ılgınları (T. Parriflora – T. Tendantra) yeni sürgünlerden 40 – 50 santimetre kırın. Hemen hafif sulak bir toprağa saplayın. Kısa sürede köklenecek, gelişecektir.

Ilgınlar aslında tam kuraklıkta, katırtırnağı gibi iyi gelişebilirler ama hafif sulandıklarında sizi pişman etmez, iyi gelişirler. İlkbaharda tüm gövdesi pembe renk alan ılgınlar dışında yaz ortası ve sonbaharda renklenen (kırmızı) iki tür daha var. Özelikle güneyde bu türleri ilkbaharda budayarak çamın alternatifi olarak kullanabilirsiniz.
Ilgınlar fidanlıklarda 1 milyon liraya satılmakta. İşte size zahmetsiz ve kirli havayı seven bir bitki daha. Yalnız uyarmalıyım dikeceğiniz yeri iyi seçin. Boyu kadar en yapar ve dibinde de pek bir şey yetiştirilemez.
Murat Pilevneli.




Siz toprağınızda bir sorun olduğunu düşünüyorsanız öncelikle nesi eksik, ne vermeniz lazım diye toprağınızı analiz ettirin. Deli gibi çiçek açan bitkilere ilave potasyum vererek onlara yazık edebilirsiniz.
Kurutulmuş kan dışında kurutulmuş balıklar da çok iyi gübredir. Karadeniz’deki hamsiler özellikle cılız “Caburga” toprak ıslahında bolca kullanılırmış, Giresunlu olan anneannem öyle diyor. Kurutulmuş, un haline getirilmiş balık yeni ekilen bitkilerde başlangıç gübresi olabilir. Bir sezon toprağa yetebilecek, sağlıklı gelişim miktarınca organik madde ihtiva eder. Toprak yüzeyine serpebileceğiniz gibi sulandırıp akşam tüm üst gövdeyi ıslatarak gübreleyebilirsiniz. Bu tip sıvı gübrelemeyi kuru yaz günlerinde tavsiye ederim. Toprak yüzeyindeki gübreler emilmek için biraz rutubet ister. Aksi takdirde bitkiyi yakar. Yalnız balık gübresi kokusuyla kediyi, köpeği bahçeye çekebilir, dikkat edin! Kuru kanın kokusu hayvanlar için ne kadar iticiyse, balığınki de o kadar cezbedicidir.
Üçüncü tip organik gübre de kurutulup, çekilmiş, un haline getirilmiş kemiklerdir. Asitli toprak seven bitkilere toprağın derecesini (PH) artırmak için kullanılabilir. Kemiklerde nitrojen dışında bolca kalsiyum da vardır. Uygulama miktarları aynı olsa da bu tip gübreyi diğerleri gibi serpiştirerek değil de toprağa karıştırarak kullanmalısınız. Kanı, kemiği mezbahadan, kasaptan, balıkları da balık halinden alabilirsiniz. Başta da anlattığım gibi bunlar yurtdışında kolay bulunabiliyor ama burada bizim uğraşmamız gerek. Aslında tarım gübrelerini bayağı araştırırsak istediklerimizi bulabiliriz çünkü bazılarının üzerinde aynı yurtdışında olduğu gibi sayılarla içerdikleri ve neye yaradıkları belirtiliyor.

