Kategoriler
Yazilarim

Oyun alanları için oturulabilir metal çit

Hollandalı tasarımcı Tejo Remy çocuk oyun alanları için tasarlamış. Hem güvenlik, hemde eğlence için… Resimdekiler sıradan metal çitin tasarımla nerelere kadar gidebileceğine bir kanıt… Tejo abi ellerine sağlık…

Tejo Remy çiti

Tejo Remy oyun çiti

Tejo Remy oyun çiti

Tejo Remy oyun çiti

Bizimkiler’de para harcanırken estetik, fonksiyon nedense unutulur. Resimlerdeki gibi çitler, şehir parkalarına, okul bahçelerine de iyi olabilir.

Buda çit, alakası yok ama, Dolmabahçe’den, Karaköy’e doğru, yeni konmuş yol ortasındaki kafesli hazır tel çiti görünce tepem attı. Lütfen geçerken bakın, siz ne hissedeceksiniz?

İnsan biraz etrafındaki tarihi eserlerden utanır!

Murat Pilevneli.

Kategoriler
Yazilarim

Bahçenize minik ev

Nils Holger Moormann, bahçenizde kullanabileceğiniz küçücük, ama, çoğu ihtiyacınızı karşılayabilecek bir ahşap evcik tasarlamış.

Walden

Walden

Gerektiğinde açılabilen tenteli yemek yeri, yatak bölümü, odunluk, ocak, bahçe malzemelerini saklayacağınız estetik nişler, tepesinde terası, daha ne isterdiniz!… Donanımlı ev gibi dolu ama biraz kısıtlı!
Walden

Walden

Walden

Walden

Walden

Aicher firması üretmiş. Seri üretimle satıyorlarmış. Hoş, eğlenceli bir tasarım.

Murat Pilevneli.

Kategoriler
Yazilarim

Çimden harfler.

Resmi görünce aklım uçtu, dev alışveriş merkezleri, genel merkez girişleri, oteller, ismini açık alanda büyük puntolarla yazmak isteyenlere duyurulur.

Çimden harfler

Bu susuz, sıcak günlerde işimiz biraz zor ama rulo çimle ve doğru teknikle kolayca yapılabilir.

Zemin topraksa mükemmel, ama çoğu merkez bina giriş altı otopark, depo ya da bodrum katları ile dolu. Durum böyle ise, beton üzerinde çim yetiştirmek için en az 30-40 cm. derinlik sağlanması gerekiyor. İzolasyon ve drenaj başta çözülmeli!. Dipte suyun süzülüp drenaj kanallarına gitmesi için 5 cm. çakıl ya da pomza, üzerine toprakla drenaj ilişkisini kesecek jeotekstil örtü, sonra, yeterince toprak, bunlarında tepesine’de hazır rulo çim…
Aslında Mimari proje yapılırken, tasarımcılar ve mühendislerle başlangıçta çözüm üretmeleri gerekiyor.
Unutmadan, lütfen sert zeminlerde yağmurda kaymayacak malzemeler kullanın.
İstanbul, Nişantaşında bir iki sene önce benzer bir uygulamayı görmüştüm. Kadırıma çim serip üzerine masalar koymuşlardı, alt hazırlık tabiki yoktu, zavallı rulo çimler 2 günde yok oldu!
Murat Pilevneli.

Kategoriler
Yazilarim

Van Gogh’a saygı. Ayçiçeği – Helianthus Annuus

Şu aralar, güneyde meydana gelen orman yangınları beni en çok üzen durum. Bilinçli, bilinçsiz orasını bilemem ama sonuç, felaket!. Yolda, otobanlar’da, kenarındaki bitkilere doğru sigara izamaritlerini düşüncesizce atan insanların verdikleri zararları gördükçe bu konu aklıma gelidi. Bu arada, benzin istasyonlarında, pompaların yanında şuursuzca sigara yakan dangalaklar hala yaşıyormuş! Tatsız bir olaydı, facianın eşiğinden döndüm…
Bugün annem, babam ellerinde koca birer demet ayçiçekleryle geldiler, o mükemmel çiçekler kesildikten sonra hemen suya konmalıymış, aksi taktirde hemen bozuluyormuş. Umarım babam, bunlardan güzel bir resim yapar ve bana verir!…

Trakya da sanayi bölgelerinde, yangınları bir ölçüde azaltmak için, bina etraflarına ekonomik değeri çok yüksek o ayçiçekleri dikiliyormuş…

Ayçiçekleri

Şimdi tam zamanı oralarda her yer sapsarı…

Ayçiçeği

Latince ismi Helianthus Annuus. Türkiye’de, günedöndü, günebakan gibi isimleri de var. Nedendir bilinmez bizdeki ismi ayçiçeği, ama İngilizce karşılığı güneş çiçeği… Karamsar mıyız ne?

Çiçekler güneşlenen insanlar gibi, tam güneşten faydalanmak için sabahtan akşama kadar ışığın geldiği yöne kafasını çeviriyor, akşam olunca da başı öne eğip, kibar kibar dinleniyorlar.

Ayçiçeği

Kırmızı ayçiçeği

Beyaz ayçekirdeği

Bilinen sarı renkli çiçeklerin, pembe, beyaz ya da kırmızıları, çekirdeklerin de beyaz gelişebilen türlari var.Yurt dışında kesme çiçek tüketimin de minyatür türler çok moda.

Yetiştirilmesi basit. İlkbaharda bir gece suda bekletilen tohumlar, ertesi gün 50 cm. arayla toprak yüzeyinden 3-4 cm. derine daldırılıyorlar, üzeri iyi toprakla kapatılıyor, gübreleniyor. Havalar ısındıkça gövde gelişiyor. Ağustos sonunda tohumlaşmaya başlayan 7-30 cm. çiçekler kesime hazır hale geliyor. Biraz ilgisiz kalırlarsa da kuşlara yem oluyorlar.

İki metreye yükselen bitki, temmuz ortasında erken çiçeği kesilirse de yaz sonuna tekrar açabiliyormuş. Ama bu sadece süs için olabiliyor, tohum verebilmesi çok zor…

Bu arada, ilkbaharda yeni yapılmış bahçelerde, çit bitkileriniz cılız ise, aralara, dolsun diye, ayçiçeği dikebilrsiniz. Lütfen dikkat, Ayçiçeği güneş ister, gölgede kalırsa zorlanır, külleme hastalığı ya da yeşil sinek istilasına uğrayabilir!.

Ayçiçeği

Ayçekirdekleri

Ayçiçeği, tohumlarında oleik asit, linoik asit, arashidonik asit gibi doymamış yağlar varmış. B1, B3 ve B6 vitaminlerince zengin çekirdekler, ayrıca, seliloz ve protein taşırlarmış. Son senelerde ayçiçek ve zeytin yağları sağlık açısından çok önemde. Siz bu yağları yemeklerde ya da salatalar’da birlikte kullanırsanız bedeninize büyük yarar sağlarsınız. Tek başına kullanıldıklarında vücuttan atılımları ve faydaları az olabiliyormuş…
Tıbben, ateş düşürücü, göğüs yumuşatıcı özellikte olan çekirdekler Rusya da en yaygın halk ilacı olarak tüketilmekteymiş…

Van Gogh Ayçiçekleri tablosu

Tarihte ayçiçeği figürü Peru, İnka medeniyetlerinde bolca kullanılmıştır. İnka medeniyetinde Güneş Tanrısı’nın sembolü olarak kullanılmış, bitki’de kutsal sayılmıştır. Sanat tarihinde ayçiçeğini sahiplenen ressam, Vincent van Gogh’dur. Ustanın çizdiği bir çok ayçiçekli tablo var. Bu konuda 1888 senesinde çizdiği bir resmini kullanmasam, ona saygısızlık yapmış olurdum.

Murat Pilevneli.

Kategoriler
Yazilarim

Modern Mimari şaheserlerinden, plastiğe!

20.yy Modern Mimari Dönemi mobilyaları 1940-50’li yıllarda popüler oldu. Çoğu çok rahat tasarımlar değildi, sağlam, sade ama estetiklerdi. Son 10 senedir dünyada bu mobilyalar, minimalizm tekrar moda oldu, sadelik ve tasarıma olan ilgi devleşerek büyüyor.

Genel görüşe göre, bunlar ofis mobilyası, ama şimdi koleksiyonerler o dönemden orjinal modern mobilyaları topluyor. Fiyatlarda uçuşuyor. Önemli yabancı müzayede şirketleri sadece bu dönemden mobilyaların satıldığı müzayedeler yapıp, rekorlar kırıyorlar. Artık kimse zenginlik simgesi çıt kırıldım varaklı Fransız mobilyası toplamak istemiyor, rahatlık ve modern tasarım ağır basıyor.
İşte size dünyada bugünlerde en pirim yapan üç koltuk. Türkiye’de bu konu pek bilinmediği için, eskicilerde, antikacılarda makul fiyatlara bulursanız kaçırmayın. Taklit üretimlere dikkat edin, orjinallerin altlarında damga, yazı, etiketler var, etiketlerden üretim senesini anlayabilirsiniz.

İstanbul’da orjinal 20.yy modern mobilyalarını ve günümüz tasarımlarını, yeni seri üretimleriyle Mozaik firması getiriyor. Görmediyseniz, modern mobilyalar hoşunuza giderse gidip görün, müze gibi bir yer. Müthiş bahçe mobilyaları’da girişte, bahçede açık alanda sergileniyor. Fiyatlar piyasadaki taklitler gibi ucuz değil, hepsi orjinal – imzalı, ama benim sözünü ettiklerim orada göreceklerinizin çok eski ve kullanılmış olanları.
Barcelona Chair

Ludwig Mies van der Rohe (1886-1969) çok önemli Alman mimardır. Mimari yanıda modern mobilyalarda tasarlamıştır. Resimde gördüğünüz deri koltuk ve pufu onun eseri olup, 1929 senesinde Barsolona Dünya Fuarı, Almanya pavyonu için üretiliştir. Bu seneyi göz önünde bulundurursanız, ne denli önemli bir tasarımcı olduğu ortaya çıkabilir. (Yeri gelmişken, bende 7 sene önceki Almanyadaki Hannover Expo 2000 Dünya Fuarı Türkiye pavyonunun iç mekan bitki düzenlemesini yapmıştım, dikkat çekeci bir iş olmuştu…)
İyide bu koltuklarla bahçe konularının ne alakası var demeyin. Alt resimdeki plastik bahçe koltuğu ya da sandalyesi diyelim, görünce çok mutlu oldum. Sizede bildirmek istedim. Alman Dirk Winkel bilinen modeli plastikten döktürüp iç içe geçip fazla yer kaplamayan bahçe mobilyası şeklinde tasarlamış. Bayıldım, üretim biraz vakit alacakmış ama etrafta gördüğüm beyaz plastiklerin pabucunu dama atacaklar gibi gözüküyor.
Dirk Winkel tasarimi plastik Barcelona C.
Charles Eames (1907-1978) modern tasarımcıların en önemlisidir. Mobilyaları ergonomik ve rahattır. Yaşadığı süre içerisinde pek çok tasarım, mimari işler ve film üretmiştir. Eşi Ray Eames‘de onun kadar ünlüdür. Beraber hazırladıkları projeler dışında soyut desenli kumaş tasarımlarıyla öne çıkmaktadır. Alt resimdeki gördüğünüz 1956 senesi tasarımı, Eames Lounge Chair ve pufu Charles Eames’in bilinen en önemli eseridir. Bence tam Baba koltuğu. Saatlerce üzerinden kalkmadan gazete, kitap okuyup, televizyon seyredip dinlenebilirsiniz. Dirk Winkel bu koltuğuda plastikten döktürmüş…
Eames Lounge chair ve pufu

Dirk Winkel tasarimi Eames Lounge ve LeCorbusier sandalyesi

Le Corbusier deri koltukCharles- Edouard Jeanneret (1887-1965) Le Corbusier ismiyle tanınır. Mimarlık, şehir planlamacılığ, modern mobilya tasarımcılığı, ressamlık, heykeltraşlık ve yazarlık onun meslekleriydi. Yan resimdeki, benim en sevdiğim 1928 senesi tasarımı LC2 isimli deri koltuk. Bugün bu koltuğu ya da esinlenilmiş taklitlerini’de birçok ofiste görebilirsiniz. Fazla oturmak için rahat değildir ama anolmal estetiktir. Oturduğunuzda belinizi kavramaz (plastiklerinde belinize yastık koyup kullanırsınız artık!..) Çok uzun boyluysanız geriye düşecek gibi olursunuz. Umarım Dirk Winkel plastik mobilyalarını acilen ürettirir ve ucuza pazarlar…

Murat Pilevneli.

Kategoriler
Yazilarim

Kırmızı yapraklı Erguvan.

Kırmızı yapraklı erguvan

Uzun zamandır bu bitkiyi arıyordum bugün buldum, ama toprakta dikili olduğu için sonbahardan sonra söküm yapılınca alabilecekmişiz. Kırmızı yapraklı erguvan, yani Cercis canadensis ‘Forest Pansy’, bence kırmızı yapraklı erik, akça ağaç, cotinus ya da kayınlara rakip olacak. Bildiğiniz erguvanlar’dan biraz daha koyu pembe çiçek açıyor. Çiçekler bitince içindeki tohumlardan üretim yapabileceğiniz fasülyemsi tohum keselerini uzatıyor. Gelişimi, bakımı, ihtiyaçları yeşil yapraklısıyla aynı. Bir tek çok sıcak iklimlerde yarı gölgeye dikilmesi tavsiye ediliyor. Yaprakların sürgün, yaz rengi bordo-kırmızı, sonbahar dökülme rengi ise turuncu-sarı oluyor…

Kırmızı yapraklı Erguvan

Kırmızı yapraklı Erguvan

Meşelerdeki mantar hastalığı kırmızı erguvanları etkileyebiliyor. Havada ve toprakta çok rutubet sevmezmiş!. Kışın aşırı dondan etkilense bile biraz budamayla kendine gelirmiş.
Bu bitkiyi severseniz Demir Arboretum ile irtibata geçin.

Murat Pilevneli.

Kategoriler
Yazilarim

Alper Saglam yollamış.

Murat Bey merhaba,

İnternet ortamında bilgi ve tecrübesini hiç sakınmadan anlatan bir tek sizi buldum. Daha önce de bir kaç sefer Google da arama yaptıysam da sizin sitenize rastlamamıştım. Genelde bulduğum sayfalarda ise ya çiçekci reklamı ya da peysaj ofisi reklamı çıkıyordu. Onlar da zaten detay vermekten ziyade kendi reklamlarını yapıyorlar. Bu sefer “fesleğen” diye arama yaptım ve sizin sayfanıza ulaştım. Ellerinize, emeğinize sağlık. Sayfanız o kadar detaylı ve özenli hazırlanmış ki hayran kaldım.

Beni yanlış anlamanızı istemem ama nasıl oluyor da hiç maddi menfaat düşünmeden böylesine güzel bir sayfaya emek harcıyorsunuz?

Şimdilik bu kadar yazıyorum ama akşam evime gider gitmez, düzenlemeye çalıştığım bahçemin de bir fotoğrafını ekleyip, sizin tavsiye ve önerilerinizi almak için yeniden yazacağım.

Saygı, Sevgi ve Selamlarımla,

Bahçevan; Merhaba, yorumunuz için teşekkür ederim.

Bu işe başladığımda hiçbir şey bilmiyordum, hala da bildiğimi zannetmiyorum… Büyük bir hevesle sahip olduğum bitkiler hislerimle hareket ettiğim için, yanlış bakımla, cahilliğimle birer birer yok oldukça okumaya başladım. Çoğu kitabı neredeyse ezberledim.

Kitaplar

Okudukça merak ettim daha fazla okudum, hala da okuyorum. Benim şansım yabancı kaynaklardan yanaydı, habire bitkilerden konuşup kafasını bulandırdığım arkadaşım Nora Romi benden Milliyet için ilkbaharda tanıtıcı bir konu istedi, çok beğenilmiş ki bir hafta sonra bir tane daha istediler, devamı da geldi. Ne yazık ki bugün bile gazetelerde benim yazım gibi bir bölüm yok, bunu lüks buluyorlarmış (hayvanlarla ilgili var ama!) Benden alışveriş moda hakkında yazmamı istediklerinde gazeteyi bıraktım, dergilerde devam ettim.

Bahçevan sayfalarındaki yazıların büyük kısmı eskiden dergi ve gazetelerde yazdığım yazılardır.

Kaybolmasınlar diye aklıma geldikçe buraya koyma kararı aldım. Bir kitap yazabilirdim ama ilave yapmam, yeni konular yazmak, kitap basıldıktan sonra güç olacaktı. (Bitki ve peyzaj konuları dipsiz kuyu gibi yaz yaz bitmez!) Konuları yazarken ben de ders çalışır gibi öğreniyorum, yazarken de eğleniyorum.

Sizin okuduğunuz bir yazı en az 10-15 kaynak ve kendi tecrübelerimi ve bilgimi içeriyor (arada soruyorlar hangi kaynakları tercüme ediyorsunuz diye, kızıyorum, ama devam ediyorum).

İnternette, Türkçe kitaplarda söylediğiniz gibi az yazı, fazla teknik botanik konuları ya da yetersiz bilgiler olunca, bende kendi istediğim gibi sunumu ilgilenenler için yazmak istedim. Bana göre doğru yapılan işleri gördükçe hoşuma gidiyor. Bir fayda sağlamak bilinç altımda bana mutluluk veriyor.

Bu işler aslında zor değil demekti amacım, üstünlük taslayan, bildiklerini paylaşmayan tipleri sevmediğim için de yazdıkça yazıyorum…

Saygılarımla.

Murat Pilevneli.

Kategoriler
Yazilarim

Zakkum (Nerium Oleander)

Zehirli olduğu için çoğu insanın bahçesine dikmekte çekindiği bitkiler vardır. Aslında bu tip bitkilerin çiçekleri çok etkileyicidir. Datura, Açelya, Atatürk çiçeği ya da zakkum gibi. Bu konuda daimi yeşil görüntüsüyle yaz kış bahçeye renk veren zakkum’u (Nerium Oleander) tanıtmak istiyorum.

Zakkum

Bitki Apocynaceae ailesinden, anavatanı Güney Avrupa, Kuzey Afrika sahilleri ve Japonya’dır. Budanmadığı, serbest büyüdüğü zaman 5 metrelik dev çalı ya da ağaççık görüntüsü alabilir. Türkiye’de tüm ılıman bölgelerde yetişebilir. Kışın kısa süreli kar yağışına, dona dayanabilir (mümkünse kar yağmadan bitkiyi dağalmasın diye iple bağlayın, aşırı yağıştan dallar yere yatarsa da sakın elle kaldırmaya ya da suyla temizlemeye kalkmayın. Donmuş dal zorla kalkarken kırılıyor, Suyla yıkanıncada daha çok donuyor, siz şevkat göstermeyin!…). Böyle ortamlarda zakkum soğuktan etkilense bile ilkbaharda budanarak tekrar dipten sürmesi sağlanabilir. Kışlar aşırı soğuk geçen yerlerde bahçede saksıyla da yetişebildiği için cam seralarda saklanabilir.

Saksıda zakkum

Bitkinin zehirli olmasına, çeşitli önlemler alarak karşı koyabilirsiniz. Budanırken eldiven giymek, budananları acilen çöpe atmak, bitkiyi evden uzak alanlara dikmek gibi. Asla budanan dalları yakmayın, kokusu bile zehirlidir!. Çiçekleri yaz başında açmaya başlar. Gübrelendikçe ekim ayına kadar devam edebilir.
Zakkumlar aslında hafif rutubetli toprakları, yazın kurumuş dere yataklarını, aşırı güneşli alanları çok sever.
Yazın sulanmadığı takdirde ölmez ama fazla da gelişmez. Deniz kenarında bile denizden gelen suya dayanabilir. Benim tavsiyem, siz bu bitkiyi yazın sulayın. Miktar, ilkbahar’da fazla, çiçeklerinden sonra az olsun. Üretimi de çok kolay; çeliklemeyle ya da suda köklendirmeyle yapılıyor. Sabrınız varsa tohumdan da üretiliyor. Tohumlar sonbaharda ortaya çıkıyor.

Zakkumları akdeniz mimarisinde yol kenarında, duvarın ardına 60 santimde bir çit gibi dikmek ya da yollarda alt dalları budayıp ağaç şeklinde kullanmak, gelenek olmuş. Yalın katlı çiçekler çok uzun, katmerliler biraz daha kısa çiçek açtığı için karışık dikilebilir .

Beyaz çiçekli zakkum ağaçları.

Genelde pembe olanların dışında kırmızı, bordo, beyaz ( Benim favorim bu. İstanbul’da ,en sıcakta hiç birşey olmadan açıp duruyor), sarı, somon çiçekliler ve ayrıca yaprakları sarı alacalı türleri de sonradan üretilmiştir. Bu alacalılar çiçeksiz dönemlerinde bile etkileyici oluyorlar. Önemli bir isteğide var bunların, biraz gölgeye bile dayanamıyorlar, kabak gibi hep güneşte kalacaklar, gölgede yapraklarındaki sarılar yemyeşil oluyor!. Üretimi kesilen dalların suda köklendirilmesiyle yapılabiliyor. Kolay ve zevkli.
Ficus alii

Zakkumun tipik sivri uzun yaprakları sizi çok etkiledi ise, ev içinde yetişebilen benzer bir bitki var. İsmi Ficus alii (çiçeği yok!). Bakımı Ficus benjamina gibi ama bu tür biraz su seviyor…

Kur’an-ı Kerim’de zıkkımın kökü diye bahsedilen bitki zakkum değildir. Bu sebeple zakkum dikilmez diye batıl inanç bence çok yanlış. Sadece bitkinin yeşil bölümleri zehirli ve çiçeklerin kokusu yakınında oturursanız baş ağrısı yapabilirdiye yerini dikimde iyi seçin yeterlidir.

Kansere iyi geldiği de söylendi ama araştırmalar sonuçlanmadı. Bilinen o ki sadece düşük miktarda yapraklar su ile kaynatılınca, uyuz, bit, pire, kene gibi küçük parazitleri önleyen bir solüsyona dönüşürmüş. Denemedim, duydum, siz dikkatli davranın!.
Murat Pilevneli.