Bu hafta sizlere çok sevdiğim manolya ailesinden güzel bir ağacı tanıtmak istiyorum.
İsmi Lale ağacı (Liriodendron Tulipifera). Bu ağaç çamlar dışında, yaprağını döken ağaçların en uzun olanı. Doğada 60 metreye kadar büyümüş 300 yıllık lale ağaçları varmış. Lale ağacı Türkiye’de pek tanınmıyor. Yurtdışında da eski saray ya da katedral bahçelerinde en yaşlıları örneklerine rastlayabilirsiniz. Genç örnekleri uzun zamandır pek yoktu. Son 5 – 6 senedir popülerliğini artırıyor.
Çok tipik yaprakları başka hiçbir ağaçınkine benzemez. Yeşil yaprakların alacalı türü, bir de ağacın dikili taş gibi dimdik büyüyen iki değişik türü sonradan üretilmiştir.
Lale ağacı piramit şekliyle toprağını, ortamını sevdiği zaman kısa zamanda hızla gelişebilir. Bahçeniz büyükse, ilkbaharda gelişme zamanında bol yağmur alıyorsa ya da toprağı suyu geçirgen ama hafif rutubetliyse bu bitkiyle ilgilenmelisiniz. Asla küçük bahçelere önermem. Amerika’da, Avrupa’da park ve yol bitkisi olarak kullanılıyor.
Pek hastalanmaz. Sadece doğal şartlar etki edebilir. Lale ağacının açık yeşil çıkan tipik yaprakları sonbaharda dökülürken altın sarısı renge dönüşür. Bu tip bahçelere meraklıysanız lale ağacını şiddetle sarı renk için tavsiye ederim. Zaten anavatanı Güney Amerika’da bu tip bitkilerle beraber büyür. Sığla, yaprağını döken taksodiumlar, kırmızı ya da şeker akağaçları bu bitkiyle beraber görülebilir. Ağaç gölgeyi pek sevmez. Tepesi, yaprakları daima açıklıkta, bol güneşte olmalıdır. Clematis sarmaşıkları gibi kökler bir şekilde korunup gölgelendirilmelidir. Dibi asla çapalanmaz! Büyüyen alt dalları kesin.
Lale ağacı tam Türk bahçıvanlarına göre. Altı kestikçe boya gidiyor. Küçük fideler 2.5 metrelik temiz bir gövde yapana kadar her sene şekillendirilmelidir. Ben budanmayan kolon şeklindekileri daha çok seviyorum. Hem daha çok yaprak görüyorum hem de çiçek. Bu arada lale büyüklüğündeki açık yeşil mükemmel çiçekler en azından 20 yıl sonra çiçek açabilir. (Tavsiyem bütçenizin el verdiğince yaşlı, boylu bitkiyi alın, ben bu kadar bekleyemem!)

Lale ağacı çiçeklerinden sonra oluşan tahta görünümlü komik kozalaklarından çıkan kanatlı tohumlarıyla yetiştirilebilir. İster doğal, ister ağustos ayında elinizle dikim yapıp fideler elde edebilirsiniz. Çiçekleri arıları çeker. Bal yapımı için çok zengin bir kaynaktır. Ağacın odunu açık yeşil olup gelişmiş gövdesi marangozlukta (inşaat işçiliğinde, ev eşyalarında ve özellikle gemi yapımında) kullanılmaktadır.
Piyasada 1.5 – 2 metreliği 7.5 milyondan başlayor. Bunun yanında 57 milyona 5 metrelik lale ağaçlarına da rastlayabilirsiniz. Dikimde bol yaprak çürüğü, at gübresi, kum toprağı karıştırıp harmanlayın, sulamayı ihmal etmeyin. Arada bir kökleri kontrol edin. Fazla su birikimi de lale ağacını öldürebilir. Böyle durumda yapay drenajlar yapın.
Murat Pilevneli.
Hollanda lalelerini tarlaya sanki kuşbakışı güzel gözüksün diye renk tonlarında dikmiş. Yabancılar bu işe önem veriyor. Belki moral için, belki doğa için. Biz ne zaman bu tür insani işlerle ilgileneceğiz? New York’a her gittiğimde insan olduğumu hatırlıyorum. İstanbul o kadar ürkütücü ki savaşmaktan bazen sıkılıyorum. Sonunda ben de vurdumduymaz olursam şaşmayın! Moral için, sağlık için doğal yeşillik şart. Dünyaya gündelik gözlüğünüzle değil, yeşil gözlükle bakın. Daha rahatlayacaksınız.
Bir metre kadar yükselebilen bitki Romalılar zamanından beri toprak ıslahında bolca kullanılmıştır. Parmak parmak çok güzel yeşil yaprakları havadaki nitrojeni özümseyerek köklerindeki depolara yerleştirir. Kimi tek senelik olan türler çiçeklerinden sonra kesilip toprakla karıştırılıp çürümeye bırakılır. En kaliteli humus yapıcı bitki lupinustur. Çok çabuk büyür ve etkileyicidir. Nitrojeni toprağa geçirdikleri gibi ikinci tür lupinuslar (her sene çıkanları) kök bölgelerinde yararlı bekterileri barındırırlar. Bunların görevi asıl nitrojeni parçalayıp toprağa katmaktır. Her sene çıkan ve yerinde tekrar büyüyen türleri karıştırmayın. Zayıf, kumlu topraklarda bu tür bakterilerin yaşaması, çalışmaları zordur. Bu nedenle doğal ıslah için bolca lupinus dikin.
Bitki son 7 – 8 senedir Amerika ve İngiltere’de çok moda oldu. Hatta geçen seneki İngiliz Chelsea bitki fuarında birincilik ödülünü almıştı. Büyük çiçekliler yaz sezonunda tohumları ekilerek ya da ilkbaharda kökten ayırmakla üretilebilir. Kesim çiçeği olarak kullanılabilir ama fazla dayanmaz. Yaz çiçekli bordürlerinde, girişlerde bolca kullanılabilir. Temmuz sonunda çürüyen üst gövdesi daha sonra açacak çiçeklere yer hazırlar. Sakın sökmeyin. Yeni bitkiyi etrafına dikin. Aster ya da kasımpatı böyle durumlar için ideal olabilir.

Türkiye’deki yetersiz, eksik, hatta yanlış bahçe uygulamalarını gördükçe içim sıkılıyor. Pek çoğunda ruh eksikliği var. Ya fazla temiz, manikürlü ya da ne bulunmuşsa ekilmiş üst üste. Tabiat bu kadar yapay olmaz. Adı üstünde tabii, doğal. Zorlukla dikilmiş 2 – 3 ağaç dümdüz çimen, mevsimlik 1 – 2 tür çiçek çit ve gül. Ben yazmaktan, eleştirmekten sıkıldım artık. Bunları aşın.
Bu hafta size ilkbahardan yaz başına kadar çok sevdiğim bir bitkiyi tanıtmak istiyorum: Dicentra Spectabilis. Türkçesi, ağlayan ya da kanayan kalpler. Çiçekler içinden bir şey damlıyormuş gibi ters duran kalp şeklinde. Bir sap üzerinde çok muntazam, yapay gibi duran bu çiçekler uzun zaman bitkide kalabiliyor. Anavatanı Mançurya, Kore olan ağlayan kalpler tohumu, her sene ilkbaharda biraz daha fazlalaşarak çıkan, en fazla 80 santime yükselebilen bir yer örtücü. Çiçekli bordürlerde gölge alanlarda özellikle yeşil yapraklıların arasında bu bitki görülmeye değer. Pembe içinden çıkmış beyaz çiçeklerin bir de bembeyaz olanı da var.





