Kategoriler
Yazilarim

Görkemli ağaç (Lale ağacı) – Milliyet Vitrin

Bu hafta sizlere çok sevdiğim manolya ailesinden güzel bir ağacı tanıtmak istiyorum.
İsmi Lale ağacı (Liriodendron Tulipifera). Bu ağaç çamlar dışında, yaprağını döken ağaçların en uzun olanı. Doğada 60 metreye kadar büyümüş 300 yıllık lale ağaçları varmış. Lale ağacı Türkiye’de pek tanınmıyor. Yurtdışında da eski saray ya da katedral bahçelerinde en yaşlıları örneklerine rastlayabilirsiniz. Genç örnekleri uzun zamandır pek yoktu. Son 5 – 6 senedir popülerliğini artırıyor.

lale A Çok tipik yaprakları başka hiçbir ağaçınkine benzemez. Yeşil yaprakların alacalı türü, bir de ağacın dikili taş gibi dimdik büyüyen iki değişik türü sonradan üretilmiştir.

Lale ağacı piramit şekliyle toprağını, ortamını sevdiği zaman kısa zamanda hızla gelişebilir. Bahçeniz büyükse, ilkbaharda gelişme zamanında bol yağmur alıyorsa ya da toprağı suyu geçirgen ama hafif rutubetliyse bu bitkiyle ilgilenmelisiniz. Asla küçük bahçelere önermem. Amerika’da, Avrupa’da park ve yol bitkisi olarak kullanılıyor.

Pek hastalanmaz. Sadece doğal şartlar etki edebilir. Lale ağacının açık yeşil çıkan tipik yaprakları sonbaharda dökülürken altın sarısı renge dönüşür. Bu tip bahçelere meraklıysanız lale ağacını şiddetle sarı renk için tavsiye ederim. Zaten anavatanı Güney Amerika’da bu tip bitkilerle beraber büyür. Sığla, yaprağını döken taksodiumlar, kırmızı ya da şeker akağaçları bu bitkiyle beraber görülebilir. Ağaç gölgeyi pek sevmez. Tepesi, yaprakları daima açıklıkta, bol güneşte olmalıdır. Clematis sarmaşıkları gibi kökler bir şekilde korunup gölgelendirilmelidir. Dibi asla çapalanmaz! Büyüyen alt dalları kesin.

Lale ağacı tam Türk bahçıvanlarına göre. Altı kestikçe boya gidiyor. Küçük fideler 2.5 metrelik temiz bir gövde yapana kadar her sene şekillendirilmelidir. Ben budanmayan kolon şeklindekileri daha çok seviyorum. Hem daha çok yaprak görüyorum hem de çiçek. Bu arada lale büyüklüğündeki açık yeşil mükemmel çiçekler en azından 20 yıl sonra çiçek açabilir. (Tavsiyem bütçenizin el verdiğince yaşlı, boylu bitkiyi alın, ben bu kadar bekleyemem!)

LaleA

Lale ağacı çiçeklerinden sonra oluşan tahta görünümlü komik kozalaklarından çıkan kanatlı tohumlarıyla yetiştirilebilir. İster doğal, ister ağustos ayında elinizle dikim yapıp fideler elde edebilirsiniz. Çiçekleri arıları çeker. Bal yapımı için çok zengin bir kaynaktır. Ağacın odunu açık yeşil olup gelişmiş gövdesi marangozlukta (inşaat işçiliğinde, ev eşyalarında ve özellikle gemi yapımında) kullanılmaktadır.

Piyasada 1.5 – 2 metreliği 7.5 milyondan başlayor. Bunun yanında 57 milyona 5 metrelik lale ağaçlarına da rastlayabilirsiniz. Dikimde bol yaprak çürüğü, at gübresi, kum toprağı karıştırıp harmanlayın, sulamayı ihmal etmeyin. Arada bir kökleri kontrol edin. Fazla su birikimi de lale ağacını öldürebilir. Böyle durumda yapay drenajlar yapın.

Murat Pilevneli.


Kategoriler
Yazilarim

Dünyaya yeşil gözlükle bakın – Milliyet Vitrin

Geçen hafta iş için uçakla İzmir’e gittim. Sabah erkenden yola çıktığım için etrafı inceleyemedim. Dönüşte öğlen saatlerini seçtim ve İzmir’den İstanbul’a kadar yeri seyrederek geldim. Moralim bozuldu. Yaşam olmayan yerler dümdüz, işlenmemiş, dev şantiyeler, bitmemiş işler… Pek orman göremedim. Yer de gri duruyor. Bu hafta gazetelerde orman fakültesinden bir açıklama vardı. Çarpık kentleşme sonucu ormanlarımız hızla yok oluyor, dikilen ağaçlarla açığı kapatamıyoruz diye. Hiçbir zaman beton ormana dönüşmez. Doğal olanı bozduğunuz sürece bu böyle. İmar kanunumuz yanlış; yeşile önem vermiyor. Büyük şehire göç önlenemiyor. İstanbul o kadar büyük ki, bir ülke gibi oldu.

Tepeden inerken dikkat ettim, yamuk yumuk bitmemiş kaçak binalar, sıvası yapılmamış, boyanmamış, hatta damsız gecekondu apartmanları… Her uçuşta kendimle oyun oynuyorum turist gözüyle İstanbul nasıl diye (Bitki seven turistiz ya!) Ben olsam İstanbul’a uğramam. Daha tepeden moralim bozuldu bile. Japonya’da bu sorun renklerle kamuflajla çözülmüş. Binaları yeşile boyamışlar, kente kuşbakışı estetiği katmışlar.

Hollanda lalelerini tarlaya sanki kuşbakışı güzel gözüksün diye renk tonlarında dikmiş. Yabancılar bu işe önem veriyor. Belki moral için, belki doğa için. Biz ne zaman bu tür insani işlerle ilgileneceğiz? New York’a her gittiğimde insan olduğumu hatırlıyorum. İstanbul o kadar ürkütücü ki savaşmaktan bazen sıkılıyorum. Sonunda ben de vurdumduymaz olursam şaşmayın! Moral için, sağlık için doğal yeşillik şart. Dünyaya gündelik gözlüğünüzle değil, yeşil gözlükle bakın. Daha rahatlayacaksınız.

İstanbul’a 400 bin ağaç kampanyası vardı. Reklam yapıldı. 400 bin de ne? Buraya 400 milyon ağaç lazım. Bana kalsa her yere ağaç dikerim, zorla park yaparım. Bizde parkları bile bina yapmayı düşünen yöneticiler olduğu sürece işimiz zor. Düşünmesi bile feci! Geçen hafta İzmir’e bayıldım. Benim çıldırdığım manolyalar orada da gelişiyormuş. Olsun ama ben bitkileri esas merkezinde görmek isterim. Mesela palmiyeleri, begonvilleri güneyde; çamları, açelyaları Karadeniz’de gibi. Yok “İstanbul’da begonvil, Kıbrıs akasyası yetiştirdim,” diyorsanız daha baştan hiç işim olmaz!

Ben her şeyi yerinde görmek isterim. İzmir’de de tür eksikliği var. Yarı tropik bitkiler deli gibi gelişebilir ama galiba orada da pek ilgilenen yok. Arokarya çamı, Cycas palmiyeleri, Japon gülleri, plumeria ağaçları çok güzel yetişebilir. Nitekim Efes Oteli’nde girişte Arokarya çamı gördüm. Demek ki olabilir…
İşlerim pek iyi gitmedi, moralim bozulmuştu ki bir selvi her şeyi düzeltti. Havaş otobüslerinin kalktığı yerde büyük bir selvi vardı. Üzerini mor begonvil sarmış. Gidin görün yeşil ve mor bu kadar güzel nasıl olur diye…
İşte günlük hayatla ilgilenenler için ani sürpizler gerekebilir. Biz insan olduğumuza göre biraz daha insanca yaşayalım. Yaşıyorum derseniz sorun yok. Ama durumunuz benim gibiyse ilgilenmeye, etrafınızı geliştirmeye devam. Çünkü bundan başka hayat yok!

Murat Pilevneli

Kategoriler
Yazilarim

Gübre yerine bitki (Lupinus) – Milliyet Vitrin

Bitkilerin gelişmesi için en temel üç elementin toprakta bulunması gerekiyor: Nitrojen, fosfat ve potas. Herhangi birinin eksikliğinde bitki gelişim sorunları yaşar. Toprak analiz edilip çeşitli gübrelerle uygulamalar yapıp düzeltilmeye çalışılmalıdır. Ülkemizde tarıma verilen önem, nedense zevk için yaptığımız bahçelere verilmiyor. Halbuki renk bahçeleri için topraktaki kimyayı bir şekilde dengelememiz lazım.

Nitrojen eksikliğini yapraklarda görebilirsiniz. Sarı, cılız görüntüsüyle, boy atamamak, gelişememekle de kendini gösterebilir. Bu durumlarda toprağa amonyum sülfat bazlı gübreler, kurutulmuş kan ya da tozlaştırılmış kemik katabilirsiniz. Bunlar teferruatlı işler. Ben senelerdir böyle durumlarda Lupinus denilen çok güzel çiçekli bir bitkiyi kullanıyorum. Yanlış duymadınız. Gübre yerine bitki.

lupinus

Lupinus bir tür baklagil. Yurdumuzda Marmara, Ege bölgelerinde yetiştiği ve yendiği için adı acı bakla, delice bakla, termiye olarak bilinmektedir. İlkbahar sonu, yaz başında açtığı 40 – 50 santimlik dimdik çiçekleri hayli etkileyicidir. Her sene yerinde çıkan bir senelik ya da ufak çalı şeklinde gelişen üç değişik türü vardır. Bizdeki deli bakla senelik olup rengi açık lila ya da pembedir.

lupinBir metre kadar yükselebilen bitki Romalılar zamanından beri toprak ıslahında bolca kullanılmıştır. Parmak parmak çok güzel yeşil yaprakları havadaki nitrojeni özümseyerek köklerindeki depolara yerleştirir. Kimi tek senelik olan türler çiçeklerinden sonra kesilip toprakla karıştırılıp çürümeye bırakılır. En kaliteli humus yapıcı bitki lupinustur. Çok çabuk büyür ve etkileyicidir. Nitrojeni toprağa geçirdikleri gibi ikinci tür lupinuslar (her sene çıkanları) kök bölgelerinde yararlı bekterileri barındırırlar. Bunların görevi asıl nitrojeni parçalayıp toprağa katmaktır. Her sene çıkan ve yerinde tekrar büyüyen türleri karıştırmayın. Zayıf, kumlu topraklarda bu tür bakterilerin yaşaması, çalışmaları zordur. Bu nedenle doğal ıslah için bolca lupinus dikin.

Neyse, biz yapısından çok renk ve büyüme ortamıyla ilgilenelim. Lupinuslar güneşli bölgeleri sever. Hafif serin yaz aylarında, asitli, kumlu, suyu geçirgen topraklarda iyi gelişirler. Hava kirliliği bitkiyi etkilemez. Lupinusların doğada bulunan türünden (L.polyphyllus) sonra mükemmel bahçe bitkisi olan L.Russell türleri üretilmiştir. Bunlar doğal olanlara göre daha büyük, renkli ve ilginçtir. Pembe, mor, mavi, beyaz düz renkliler kadar çift renkli kontrast görüntüleriyle şaşırtıcı pek çok lupinus görebilirsiniz.

lupin Bitki son 7 – 8 senedir Amerika ve İngiltere’de çok moda oldu. Hatta geçen seneki İngiliz Chelsea bitki fuarında birincilik ödülünü almıştı. Büyük çiçekliler yaz sezonunda tohumları ekilerek ya da ilkbaharda kökten ayırmakla üretilebilir. Kesim çiçeği olarak kullanılabilir ama fazla dayanmaz. Yaz çiçekli bordürlerinde, girişlerde bolca kullanılabilir. Temmuz sonunda çürüyen üst gövdesi daha sonra açacak çiçeklere yer hazırlar. Sakın sökmeyin. Yeni bitkiyi etrafına dikin. Aster ya da kasımpatı böyle durumlar için ideal olabilir.

Lupinusların düşmanı sümüklüböcek, yaprakaltı tırtıllarıdır. Yenmiş yapraklar, kurumuş gri lekeler gördüğünüzde derhal ilaçlayın. Öncelikle yazlık gübrelemeyi durdurun, etrafını temizleyin. Alüminyum sülfat bazlı ilaçlarla işlem yapın. Üç değişik türü olan lupinusların en ilginci çalı şeklindekidir. Zayıf, kuru olan bitki deniz kenarlarında sorunsuz gelişip kokulu sarı çiçekler açabildiğinden tavsiye ederim. Büyük seralarda fideleri bulabilirsiniz. Değişik tür için ithal tohumları deneyin.

Murat Pilevneli.

Kategoriler
Yazilarim

Arsız ama güzel (Acanthus) – Milliyet Vitrin

Çok mutluyum. En sonunda hayalimdeki bahçeyi yapıyorum. Senelerdir ufak apartman, işyeri bahçeleri, arkadaşlarımın bahçeleri derken artık uğraşacak dev gibi bir bahçem var. Bütün ailem bitkiye meraklı. Annem ve anneannem yazlık çiçeklere, ağabeyim soğanlı bitkilere, babam (Mustafa Pilevneli) ressam olduğu için renklere dolayısıyla bitkilere meraklı. Beni de artık biliyorsunuz. Babamla karakterimiz aynı. İkimiz de inatçıyız. Ekeceğimiz ilk bitki konusunda birbirimize girdik. Benim bilgime güvense işimiz kolay. O renk söylesin yeter!

Sanatçı bir aile olduğumuz için bugüne kadar pek çok insanla tanıştık. Beni bitki konusunda etkileyen insanlardan biri de rahmetli Muharrem Nuri Birgi idi. Salacak’taki Çürüksulu yalısında oturuyordu. Evi, özellikle bahçesi muhteşemdi. Ünlü ressam Claude Monet’nin bahçesi kadar güzel bir bahçe yapmıştı. Şimdi düşünüyorum da her şey doğru yerdeydi. Zaten doğal görünen en zorudur. Senelerdir görmedim ama bahçenin bugün bile muhteşem olduğundan eminim.

Nuri Birgi o zamanlar bahçemize dikelim diye çok değişik bir yer örtücü vermişti. Koyu yeşil büyük yapraklar (50 – 60 santim) dikenli görünümleriyle son derece etkileyiciydi. Gayet arsız olan bu bitkiden o kadar çok üretti ki Fenerbahçe’deki pek çok bahçeye bizden gittiğini iddia edebilirim. Acanthos Spinossos (Türkçesi “Ayı pençesi”) deniyor.

acanthus

Bitkinin anavatanı Avrupa, Akdeniz sahilleri olduğundan eski Roma – Bizans taş süslemelerinde bu yaprakları bolca görebilirsiniz. Sivri, derin kesimli yapraklar dik çıktıktan sonra toprağa doğru eğilerek durur. Yaz başlarında dimdik füze gibi mor – beyaz renkli çiçekler açar. Çiçekler yapraklar kadar ilginçtir. Her biri 6 santimdir. Grup halinde dizildiği için upuzun çiçek gövdesiyle güzel durur. Tohumlar kapişon gibi ceplerin içinde yaz ortalarında oluşur.

acanthus1

İster çiçekli, ister tohumlu dönemlerinde bu uzun çiçekleri kesin. Aynı şekilde kuruyabilir. Kış dekorasyonunda çiçek aranjmanlarında güzel olur. Her tür toprağı sever. Gölgeden güneşe tüm ortamlarda yetişebilir. Bir kök geliştiğinde bir metre çapında yer tutar. O yüzden onları yakın dikmeyin. Yaz – kış yapraklı kalırlar. Çok arsızdırlar. Kök dibinden yeni yavrular verir. Yerini başlangıçta iyi ayarlayın yoksa bu bitkiyi sonradan zor kontrol edersiniz. Kışın kökleri keserek, baharda filizleri ayırarak, tohumlarını dikerek üretebilirsiniz. Ağaç diplerinde, yürüme yolları kenarında yazlık renkli çiçeklere ton oluşturmasıyla akantus’u öneririm. Özellikle de beyaz duvar önlerinde…

Gübrelenmesine özen göstermeyin, toprak iyi olsun yeter. Kuru, zayıf topraklarda ölmez ama çiçek açmaz. Bazen fazla sudan, gölgeden yapraklarında küllenme oluşabilir. Bitkiyi toprak zemininden 3 santime kadar budayın. Daha temiz de görünür. Genel budanması yoktur. İhtiyaç için baharı tavsiye ederim. Dikenli gibi ilginç görüntüsüyle çim yerine toprağı kapattığı için yaz – kış yeşil kalan, bir de çiçek açan Akantus’u tavsiye ederim. Piyasada fideleri 1 milyon liradan bulabilirsiniz.

Murat Pilevneli

Kategoriler
Yazilarim

Üretilmesi çok kolay (Dicentra Spectabilis-Kanayan kalpler)- Milliyet Vitrin

dicentraTürkiye’deki yetersiz, eksik, hatta yanlış bahçe uygulamalarını gördükçe içim sıkılıyor. Pek çoğunda ruh eksikliği var. Ya fazla temiz, manikürlü ya da ne bulunmuşsa ekilmiş üst üste. Tabiat bu kadar yapay olmaz. Adı üstünde tabii, doğal. Zorlukla dikilmiş 2 – 3 ağaç dümdüz çimen, mevsimlik 1 – 2 tür çiçek çit ve gül. Ben yazmaktan, eleştirmekten sıkıldım artık. Bunları aşın.

Genel ilgisizliğimiz hiçbirimizin suçu değil. Etrafımızda bu işe özendirecek kaynaklar yok denecek kadar az. Televizyonda Türkçe bahçe programları yok. 2 -3 dergi yetersiz ve bol Latince ansiklopedik yazılarıyla insanı bu işten soğutuyor. Ben yazıların çoğunu çok ağır buluyor, bazen de anlamıyorum.

Evlerinizde kablolu yayın ya da uydu anten varsa size birkaç tavsiyem var. Her gün NBC Super Channel’de saat 17:00 – 18:00 arası “Home and Garden TV” var. Aynı program bazen sabah 09:00’da tekrarlanabiliyor. BBC hafta arası(18:00-20:00) düzensiz olarak, haftasonu pazar sabahları bahçe programı yapıyor. Fransız TV 5 sabah 07:00 civarında, İtalyanlar ve İspanyollar öğlen 12:00 – 13:00 arası bitki programları yapıyor. Hepsi mükemmel ama keşke Türkçe olsa. Belki bir gün, çok zor! Şiddet, dedikodu, boş programlar reyting aldıkça hiçbir kanal bu tip insani programları koymaz. İşimiz zor.

dicentra Bu hafta size ilkbahardan yaz başına kadar çok sevdiğim bir bitkiyi tanıtmak istiyorum: Dicentra Spectabilis. Türkçesi, ağlayan ya da kanayan kalpler. Çiçekler içinden bir şey damlıyormuş gibi ters duran kalp şeklinde. Bir sap üzerinde çok muntazam, yapay gibi duran bu çiçekler uzun zaman bitkide kalabiliyor. Anavatanı Mançurya, Kore olan ağlayan kalpler tohumu, her sene ilkbaharda biraz daha fazlalaşarak çıkan, en fazla 80 santime yükselebilen bir yer örtücü. Çiçekli bordürlerde gölge alanlarda özellikle yeşil yapraklıların arasında bu bitki görülmeye değer. Pembe içinden çıkmış beyaz çiçeklerin bir de bembeyaz olanı da var.

Rutubetli, humuslu zengin topraklarda rahatlıkla yetişebilir. Soğanlı şakayık yapraklarına benzeyen yaprakları ve tüm üst gövde yaz ortalarında çürüyüp yok olacaktır. Sakın korkmayın, yerinden sökmeyin. Seneye ilkbaharda tekrar gösterisine başlayacaktır. Üretimi çok kolay. İlkbaharda sürgünler çıkınca söküp köklerinden ayırıp hemen dikin. Ya da yaz ortasında tohumlarını dikin. Yok olan gövdesi bahçenizde diğer yaz bitkilerine yer açacağından bu tip birbirini takip eden bitkileri toplayın. Manisa lalesi, Lupinus, Digitalis, gelincik gibi bu tip bitkiler hem görsel olarak size zevk verecek hem de çürüyerek toprağınızı zenginleştircektir.

cow

Yurtdışında kesme çiçeklerle yapılan aranjmanlarda bolca kullanılır. Bizde pek görmedim. Bana bu bitkiyi seneler evvel ünlü botanikçi Atilla Bey tavsiye etmişti. Denedim çok sevmiştim. Gülser Ayata’nın Samandra’daki serasında (Tel:216.3111538) fideleri bulabilirsiniz. Büyük ithal bitki satan seralarda ararsanız bulabilirsiniz.
Bu arada yeni, yararlı bir kitap çıkmış: “What Perennial Where”. Her sene çıkan bitkileri tanıtıyor. Renkli bahçeler için tavsiye ederim. Roy Lancaster yazmış. Bauhause’da, Remzi Kitabevi’nde var. Ne yazık ki o da İngilizce.

Murat Pilevneli.

Kategoriler
Yazilarim

Ortanca gibi…(Kartopu-Gilaboru-Viburnum opulus) – Milliyet Vitrin

Birkaç hafta önce daimi yeşil kartopu bitkisinden söz etmiştim. Bu haftaki bitkimiz de kartopu. Fakat kışın yaprağını diken, ilkbaharda, bugünlerde ortanca gibi beyaz çiçek açan kartopunu (Viburnum Opulus) tanıtmak istiyorum.

Gilaboru

Doğada 5 metre kadar gelişebilen kartopunun anavatanı Avrupa’dır. Yaprakları akçaağaç yaprağına benzer. Çiçekleri 2 cm’lik küçük küçük grup halinde 10 – 15 cm’lik buketler gibidir. Rutubetli hatta ıslak topraklarda iyi yetişir. Bahçenizde böyle alanlar varsa bol güneşli ya da az gölgeli olmak kaydıyla kartopu bitkisini buralarda dikebilirsiniz. Soğuğa dayanabilir.

gilaboru

Kartopunun (V. Opulus) Compactum adı verilen türü çiçeklerinden sonra kırmızı boncuklar verir. Bu tip boncuklu olanların, sonbaharda dökülürken yaprakları kırmızı olacaktır. Özellikle sonbahar için bitki toplayanlara bu bitkiyi öneririm.

Kayserililerin meşhur Gilaborusu bu bitkidir.Yararlarını anlata anlata bitiremediler. Siz isterseniz link’e bir göz atın…Ben bir tanıdığımın böbrek taşı düşürmek için bu meyve suyunu içtiğini biliyorum.

Bakımı kolaydır. Çiçeklerinden sonra şeklini düzeltmek için biraz budayabilirsiniz. Çok gelişmiş, devrilen bir bitkiniz varsa tavsiyem, budamayı sonbaharda yapın.

İlkbaharda toprak nemli kalsın diye çeşitli yardımcıları toprağa ilave edebilirsiniz. Torf, su tutucu doğal elementler ya da bol yaprak çürüğü olabilir.

Kartopunun üretilmesi de çok kolaydır. İlkbaharda diplerinden çıkan yeni filizlerle, yazın bitkiden alacağınız çeliklere yeni fideler yetiştirebilirsiniz.

Piyasada 1.5 milyon liradan başlayan fiyatlarda kartopu bulabilirsiniz. Şimdiden uyarayım pek çok serada bu bitki olmayabilir. Ama küçük semt fidanlıklarında bence bulabilirsiniz.

Şu daimi yeşil alışkanlığı moralimi bozuyor. Daimi yeşil çitler, daimi yeşil ağaçlar. Çoğumuz işin kolayına kaçıyoruz. Bir bitki olsun her zaman çiçek açsın ya da yeşil kalsın. Yok efendim öyle şey olamaz! Diğerleri ne olacak? Bizde moda olan pek çok bitki artık yurtdışında demode oldu. Açıkça belirteyim en çok yaprağı döken, çiçek açan bitkiler tercih ediliyor. Örneğin çit için yaprağını döken bitkilerden kayın, gürgen, kırmızı erik, ılgın, küpe çiçeği, Japon ayvası en çok kullanılanı. Bizde hala ligustrum devam ediyor.

Bahçenizde toprağınızın yapısına, güneşine, sizin zevklerinize göre değişik türler toplayın. Renkleri doğru yerleştirin. Bu iş resim yapmak gibi. Keyfini alınca bırakamayacaksınız. Artık düz çimen biraz çiçek uygulamalarından vazgeçin. Hayatınızı renklendirin. Renkler göz için, kulaklarımızın müziğe ihtiyacı gibidir.

Murat Pilevneli.

Kategoriler
Yazilarim

Daima yeşil(Malta Eriği) – Milliyet Vitrin

Şimdi Malta eriği zamanı. Bu meyveleri ya da esas ağacını ne zaman görsem aklıma babam ve rahmetli Haldun Taner geliyor. İkisi de bu bitkiyi çok severmiş. Babam, ölümünden sonra Haldun Bey’in mezarına Malta eriği fidesi dikmiş. Ben Haldun Taner’i fazla tanıyamadım. Yazılarını çok severim. Bugünkü yazım onlar gibi Malta eriği seven ya da sevecek olanlar için.

Bitkinin Latince adı Eriobotrya Japonica’dır. Yaprakları yaz kış daimi yeşil olan Malta eriğinin anavatanı Uzakdoğu’dur. Geliştiğinde boyu 8 – 10 metre, tepe eni 5 metreye kadar büyüyebilir. Küçükken piramidal uzayan ağaç yaşlandıkça dev şemsiyeye benzer.

maltaE

Ülkemizde tüm ılıman iklimlerde yetişebilir. Çiçeklenip daha sonra meyve vermesi için en az +15 dereceye ihtiyaç vardır. 1 santimden oluşan buket halindeki krem renkli çiçekler, kahverengi kürklü dış yüzeyde gizlidir. Sonbaharda açan bu çiçekler ilkbaharda meyveye dönüşür. Meyveler 3 – 8 santim sulu ve çekirdeklidir. Tadı çok güzeldir. Yeşil yaprakları 30 santime kadar büyüyebilir. Kışları soğuk geçen yerlerde kısa süreli kar yağışına dayanabilir. Fakat buralarda meyve vermesi ve gelişmesi biraz daha zordur. Mümkünse kuytu, güneşli ve rüzgardan arındırılmış yerlerde erik yetiştirmelisiniz.

Malta eriği sıcak, güneşli alanlarda suyu geçirgen, zengin tüm topraklarda yetişebilir. Bitkinin meyvesini üretip ticaretini yapmak istiyorsanız ağaçları birbirlerine 5 metreden yakın dikmeyin. Her ağaç 3 – 4 ayda bir 450 gram kaliteli gübre ister. Ayrıca kurak geçen yaz aylarında sulanmalıdır. Büyük, bol miktarda ürün için sürgünleri dalları kısaltın, budayın. Ürünsüz, zayıf, ölmüş dalları kesin. Kök diplerinde yabani ot yetişmesini engelleyin.

Seralarda da Malta eriği yetişebilir. Fakat saksıda üretim sorunlu olabilir. Açık havalardaki ağaçlarda çeşitli hastalıklar görülebilir. Uç yapraklarda beyaz – gri buruşuk şekil bozukluğu, unlu bit, kırmızı örümcek bilinen en önemli hastalıklardandır. Acilen en uygun zirai ilaçlama yapılmalıdır (Mümkünse mevyelerden sonra).
Toplanan Malta erikleri +5 – 10 derece sıcaklıkta kısa süre depolanabilir. Bitki üretimi meyve çekirdeklerinden, aşıyla ya da havadan köklendirmeyle yapılmaktadır. Çekirdekleri +18 derecelik özel bir yerde suyu geçirgen toprakta 2 – 3 santim derine dikin. 10 santim geliştikten sonra normal fide gibi gübreleyebilirsiniz.

Bahçenizde manolya, karayemiş gibi daimi yeşil bitkilerin yanına Malta eriği dikin. Diğer tüm renkli bitkilere egzotik yapraklarıyla çok güzel eşlik edecektir.

Murat Pilevneli.

Kategoriler
Yazilarim

Bahçenize kızılcık yakışır (Cornus Florida) – Milliyet Vitrin

Mor salkımlar, ılgınlar, süs kirazları, erguvanlar muhteşem gösterilerine devam ediyorlar. Bu sene İstanbul’da erguvan patlaması var. Kışın yağan yüklü yağmur en çok onlara yaramış. Her sabah köprüden geçerken etrafa bakmakla arabayı çarpmamak arasında savaş veriyorum.

Bu sene yeşil de çok güzel. İngiltere’ye döndük. Her yer temiz yeşil. Umarım yazın da yağışlı geçer (Arada sırada, mümkünse hafta içi ve geceleri).

Bu hafta size kızılcıklardan yani cornuslardan söz etmek istiyorum. Hepimiz kızılcık meyvesini biliriz. Doğada yabani yetişen türleri dışında özellikle ithalat izninden sonra ülkemize gelen, ilkbaharda çiçek açan ya da kışın gövde rengiyle ilginç olabilecekleri tanıtmak istiyorum. Kızılcıklar çiçeklerine göre iki gruba ayrılır. Birincisi küçük yeşil çiçeklerin etrafını saran 4 – 6 renkli çiçek gibi yaprak ya da öbek halinde küçük küçük beyaz çiçekliler.

cornus

Cornus Florida (büyük, renkli yapraklı olan) benim en sevdiğim. Bu bitkiyi Amerika’da tanıdım. İlkbaharda manolya gibi etkileyici, sonbaharda akağaçlar kadar renkli. Kışın soğuk, yazın rutubetli geçtiği tüm bölgelerde evlerin bahçesine kızılcık dikmek artık bir gelenek olmuş. İnsanlar kızılcıksız bahçeye küçümseyerek bakabiliyor. Ben İstanbul’da bitkiyi çok aradım. Pek tanınmıyordu. Ama Kadıköy yakasında Demir arboretum’da (0216 4223103-4223203) geniş çeşit halinde ele geçirdim. Tavsiye ederim; gidin bakın.

cornus

C. Florida‘nın renkli yapraklıları görünüşte dev çiçek gibi: 15 cm. (Atatürk çiçeklerini hatırlayın). Bu bitkinin beyaz, pembe, koyu pembe renklileri de var. C. Kousa beyaz renklisi, C. Nuttalli ülkemizde bulunabilir. Bu arada yıkılmamış eski bina bahçelerindeki mis kokulu filbahri bitkisi de bir kızılcık. Bence her meraklının bu bitkiye sahip olması gerekir.

Kızılcıkların küçük beyaz buket gibi çiçeklileri özellikle yazın yaprak rengi ya da kışın gövde rengi için ilginç. Kışın çalı gibi kıpkırmızı ya da parlak sarı olanlarını parklarda görebilirsiniz. Ama bir – iki sene içinde çoğu ölüyor. Çünkü kızılcık çok su ister. Yazın rutubetli, zengin toprakları sever. Kireçli, alkali topraklara dikim yapmanız gerekiyorsa bitki daha sonra clorosis hastalığına yakalanabilir.

Karadeniz bölgesinde yaz kış rutubetli, yazları çok sıcak, kurak olmayan her yerde kızılcık yetişebilir (Güney illerimizde zor). Gövdeleri renkli olan çalı kızılcıkları, ilkbaharda çiçeğine daha sonra ise toprağın 5 santim üzerine kadar budayın. Böylece daha fazla renkli dallarınız olabilir. Özellikle yaz için varyant yaprakları da arada budayabilirsiniz. İlkbaharda çiçeklenen türleri budamayın. Doğal kalsın. Küçük bahçelerde rahatlıkla yetişebilecek bu bitkilerin en büyüğü on metreye kadar gelişebilir. Koyu bir çitin önünde, baharda en rahat göreceğiniz yere bol yaprak çürüğüyle dikin. Sonbaharda önce kızılcık meyveleri daha sonraki parlak kırmızı, turuncu dökülen yapraklarıyla görünce bu bitkileri neden bu kadar sevdiğimi anlayacaksınız. Kızılcıklara bir şans verin, inceleyin. Piyasada 750 bin ila 50 milyon lira arasında boylarına göre bitki çeşitlerinden bulabilirsiniz.

kizilcik

Şu anda New York’ta olmak isterdim. Her yer, hatta çiçek aranjmanları bile kızılcık dolu. Özellikle Metropolitan Müzesi’nin girişini keşke görebilseniz. Her zaman dev aranjmanlarla, renklerle dopdolu… Umarım bir gün burası da böyle olur.

Murat Pilevneli.